Kitap Manşet

Gerçek kitap kurtlarını sessiz ama derinden birleştiren 17 ortak nokta

Otobüste, vapurda, metroda karşılaşıyoruz. Göz göze geliyor, birbirimize duyduğumuz saygıyı bazen yalnızca bakışlarımızla bazen küçük bir baş selamı veya tebessümle ifade ediyoruz. Yapacağımız ikinci hareket ise belli; hafifçe eğilip çaktırmadan ne okuduğumuza bakmak. Uygarlık tarihi boyunca her daim var olmuş ama adı konulmamış gizli bir klanın üyeleri gibiyiz. Kitap okumanın, bu kadim dostla teşrikimesainin ne olduğunu biliyoruz; hayatımıza kattıklarının ve alıp götürdüklerinin farkındayız. Alıp götürdükleri mi, diye sorduğunuzu duyar gibiyiz. Sağlam bir okuyucu bilir ki, bilmek insanı ferahlatmaz; acı dolu bir süreçtir bu. Okudukça ne kadar da az şey bildiğini ne kadar “az” olduğunu daha iyi anlar insan. Ve susar. İşte seste susup gözleriyle konuşan kitap kurtlarını birleştiren 17 ortak nokta:  

1. Klasikler çocukluk hatıraları arasındadır.

2. Ciltlenmiş her metnin kitap olmadığını bilirler.   

3. Bir kitabın gerçekten kitap olup olmadığını ilk paragrafından şıp diye anlarlar.  

4. Kitap değil, “yazar” okurlar.

5. Kitapçıda, bestseller rafının önünden ışık hızıyla geçerler.  

6. Kitapçılarda, sahaflarda tüm bir günü saatin farkına varmadan geçirebilirler.

7. “Nadir Kitap” dediğinizde yüzünüze, Danca konuşuyormuşsunuz gibi bön bön bakmazlar.

8. Yanında “ben şöyle okuyorum, böyle okuyorum” diye ahkam kesenlere küçük bir tebessümle karşılık verirler.

9. Yalnızca yeni çıkan kitapları değil, kimsenin adını dahi duymadığı edebiyat dergilerini, fanzinleri de takip ederler.

10. Sevdikleri yazarlardan sanki tanıyormuş, kadim dostlarıymış gibi bahsederler.

11. Çapraz okuma yapar; araştırdıkları konuyu birkaç ayrı yazardan, sevdikleri eserleri birkaç çeviriden okur; yetinmeyip bir de -varsa- bu eserler üzerine yazılmış olan incelemeleri okurlar.

12. Türkçeye düşkündürler. Okuya okuya artık redaktör kıvamına gelmişlerdir.  

13. Onlara “kitap okuyucusu” değil “kitap gurmesi” demek daha doğru olur. Sevdikleri kitabı 7-8 defa; artık bilmek-öğrenmek için değil, sadece semantik ve aliterasyon olarak haz duymak ve yazarıyla sessizce hasbihâl etmek için okurlar.

14. Günlük konuşma dilleri zengindir. Bugüne dek hiç duymadığınız kelimeler kullanıp karşısında kendinizi Fransız hissetmenize neden olabilirler.

15. Ne zaman görseniz ellerinde kitap vardır. Neredeyse banyoya bile kitapla girerler.

16. Olur da aralarına düşer, sohbetlerine denk gelirseniz -eğer siz de sıkı bir okuyucu değilseniz- yüksekleriniz doktoralarınız olsa da kendinizi “uber” cahil hissedersiniz.

17. Ve işte en başat ortak nokta! Üstlerinde her daim acayip, çözülemeyen bir sakinlik, mülayimlik, sessizlik vardır.

Yazar: Şengül Durucu

You may also like