GÜZEL SANATLAR

Ekrem Betbaşı İle Röportaj

Ekrem Betbaşı İle Röportaj

Mozaik sanatçısı Ekrem Betbaşı ile gerçekleştirdiğimiz röportaj.

Ekrem Betbaşı İle Röportaj 1

1- Resimlerinizi anlatır mısınız?

Yaklaşık 10 yıldır bu sanatla uğraşıyorum. Bir dönem yağlı boya çalışmaları yaptım. Bu çalışmaların konusu genelde klasik Amerikan arabalarıydı. Farklı olarak birkaç portre ve sürrealist çalışmalarım da oldu. Neden klasik arabalar derseniz, o çalışmalardan bazıları, benim hayalim olan araçlardır. İlk zamanlar araçların bütününü belli bir mekan içinde resmederken daha sonra mekandan ayırdım. Farklı tek renk bir fon üzerine, sadece aracın bir kısmını detay olarak çalışmaya başladım. Bu detayları çok beğeniyorum. Far, panjur, tampon… Çünkü bu araçlarda bu aksamlar kromdur. Resmetmek ise gerçekten zordur. Bütün ışık, gölge ve çevredeki yansımaları resmetmek zorundasınız ve mat değil net bir görüntü elde etmelisiniz.
Zorluktan bahsetmişken hayatımın her anında, hiçbir şeyin kolayına kaçmamış biri olarak size biraz hayatımdan bahsetmek istiyorum. Çocuk yaşta arabalara hevesimden dolayı sanayi ortamında çalışmaya başladım. Üniversite öğrencisi olduğum yıllarda evlendim. Üniversite eğitimimin yanında geçimimi sağlamak için klasik araba restorasyonu, ticaret, dekorasyon, sipariş mozaikler, gibi işlerle uğraşıyordum.
Okul bitiminde kendi ofisimi açtım. Kurs vermek, kendi bildiklerimi öğretmek ve sipariş üzerine mozaik, yağlı boya işleri yapmak istiyordum. Tam her şey yoluna girdi derken hayatın bir zorluğu ile daha yüzleşmem gerekti. Sağlık problemim ortaya çıkmış, kanser teşhisi konmuştu. Bir yıl boyunca süren kemoterapiler ve iyileşme sürecimden sonra bir daha yağlı boya çalışmaları yapmamaya karar verdim. Çünkü kimyasal olan her şeyden uzak durmam gerekiyordu. Hastalığımdan dolayı yatıp kaldığım her günüm aklımda mozaik üzerine yeni projeler üretmekle geçti. Hasta yatağında geçirdiğim günlerin acısını çıkarmak istiyordum. Boş duramazdım. Yeni şeyler üretmem gerekiyordu. Bizim gibi insanlar bir şeyler üretmezlerse mutlu olamazlar. Üniversite 2. Sınıfta tanıştığım mozaik sanatı ve bu dersi bana sevdiren Doç. Dr. Rahim Mehmedov sayesinde bu alanda kendimi geliştirmeye ve mozaik çalışmaları yapmaya karar verdim.

2- Sizin için çalışmalarınızın farkı nedir?

Yaklaşık 8 yıldır mozaik yapıyorum. Son 4 yıldır ise sadece mozaik ile uğraşıyorum. Mozaik çalışmalarımın ana maddesi seramik malzemeler veya doğal taşlardan oluşmaktadır. Eserlerim derz boşlukları, taş kırımı ve dizilimine dikkat edilerek, kaliteli ve özenli bir çalışmanın ürünüdür.
Yaptığım yağlı boya tabloların günlük aşamalarını kaydederim. Bundaki amacım şudur: Benim eserlerimde bana referans olacak, renk tonu gösterecek baskı bulunmaz. Bazı sanatçılar fotoğrafik eserler ürettiklerini iddia ederler ama çalışmalarının boya tabakasının altında, kanvas üzerine basılmış bir kopya bulunur. Fark edilmezse sorun yoktur. Fark ederseniz teknolojinin nimetlerinden faydalanmak deyip geçerler ama çoğu kişi onları hiperrrealist ressam olarak bilir.

3- Sanata bakışınız nasıl?

Benim için sanat toplum için olmalıdır. Sanatçı hangi toplumdan çıktıysa orayı unutmamalı. Bir sanatçı bir kahvehanede oturup çay içebilmeli. Süslü sözlere gerek yok. Hem kendi hem de çalışmaları anlaşılabilir olmalıdır. İnsanlara tepeden bakmaya ne gerek var. Hepimiz bir toplumun içinden geliyoruz. Bir yeteneğimiz olabilir ama bu yetenek kimseyi kimseden üstün kılmıyor. Sanatçı kendini toplumdan ne kadar soyutlarsa toplumda sanat yönünden o kadar geri kalır.
Sanat bence bilgi birikimiyle zenginleşir ve gelişir. Siz bildiklerinizi birine aktarırsınız, o da öğrendiklerinden hareketle, hayal gücünün de yardımıyla geliştirir ve farklı eserlere imza atar.

4- Başlangıçtan bugüne kadar gelirken mozaik sanatında hangi yollardan geçtiniz?

İlk başladığım zamanlarda gerçekten çok zorlandım. Çünkü bir parçayı tek tek kerpetenle kırıyorsunuz. Malzeme çok sert ama bir zaman sonra alışıyorsunuz. Yağlı boyayı fırçayla ya da spatulayla güç harcamadan yaptığınız için mozaiğe ilk geçiş biraz can sıkıcı olabiliyor. Yağlı boya tablolarım detaya dayalı olduğu için ince ve hassas işçiliğe alışkındım. Zaten onun için fazla zaman alması beni şaşırtmadı. Günde yaklaşık 6 ila 8 saat mozaik yapıyorsunuz ve bir çalışma bazen haftalar sürüyor. Ama bittiği zaman aldığım keyif benim için maddiyattan çok daha önde oluyor. Zaten böyle düşünmeseniz bu sanata gönül veremezsiniz.
Genelde büyük ebatlarda çalışıyorum. Çünkü çalışmayı bitirip bir duvara montajladığım zaman o duvarın başka bir çalışmaya ihtiyaç duymaması gerektiğini düşünüyorum.
Her parçayı tek tek özenle kırıyorum. Beğenmediğim bir parçayı istediğim şekle gelene kadar tekrar tekrar kırıyorum. Kaliteden ödün vermiyor, kendi beğenmediğim bir çalışmayı başkalarının beğenisine sunmuyorum.

5- Sıkça klasik arabaların yağlı boya resimlerini yaptığınızı görüyoruz. Bu ilgiden bahseder misiniz?

Klasik arabalar benim tutkumdur. Günlük hayatımda klasik araba kullanırım. Çocukluğumda ve gençliğimde amcamın tamirhanesinde çalışmıştım. Klasik araçlarla çok zaman geçirdim. Ayrıca babamın da klasik arabaları vardı. Çok küçük yaştan beri hem kullandığım hem de tamirini yaptığım için benim vazgeçilmezim haline geldiler. Yağlı boya çalışmalarımda bu araçlara yer vermemin sebebi işte bu tutkumdan kaynaklanmaktadır. Örneğin, krom bir tamponu fırçayla resmederken o objenin parlaklığına, metalin soğukluğuna yabancı değilseniz ve seviyorsanız. Başka ne yapabilirsiniz ki? İşte ben çalışmalarımı bu duygularla yapıyorum ve gerçekten her aşamasında keyif alıyorum.

6- Genç sanatçıların Türkiye’de avantaj ve dezavantajları sizce nedir?

Genç sanatçıları çok avantajlı görmüyorum. Aslında belli bir kalıp oluşmuş imzanız ne kadar tanıdıksa o kadar iyisiniz. Kimse sizin ne kadar iyi bir eser çıkardığınıza bakmıyor. Boş çerçeveye imza atsanız değerleniyor. Bu durum Türkiye geneli için böyle, birde yaşadığınız şehrin sanat anlayışı var. Özellikle benim ikamet ettiğim şehir, maddiyatın ön planda olduğu, sanata bakış açısı yönünden zayıf bir şehir. Bir ay boyunca uğraştığınız bir çalışmayı düşünün ve fiyat olarak 3000 lira belirleyin. Satın alacak kişi hemen bir hesap yapar. Ayda 3000 bir yılda 26.000. Güzel para kazanıyor diye düşünür. Hemen bir pazarlığa girişir. Bizim burada pazarlık fiyatın yarısından başlar. Halbuki sizin senelerce o seviyeye gelmek için harcadığınız zaman, imkan, para, hayal kırıklıkları, baskılar, ‘’Bu iş para kazanmaz, aç kalırsın’’ söylemleri aklının ucundan dahi geçmez.
Aileler çocuklarını eskisi kadar sanata yönlendirmiyorlar. Halbuki görsel sanatlar farklı açılardan bakmayı geliştirir. Bir zaman sonra başkalarının göremediği şeyleri görmeye başlarsınız.

Çok Okunanlar

Türkiye'nin en zengin içerikli Kültür Sanat portalı.

Tüm haberlerimizi Cinemaximum Sinemalarında ücretsiz dağıtılan dergimiz ile de takip edebilirsiniz.

Copyright © 2016 Kültür Sanat. Türkiye'nin en eğlenceli Kültür Sanat dergisi.

YUKARI