Genç Ressam Söyleşileri

Genç Ressam Söyleşileri : Mehmet Babat

_MG_0835

Bu Haftanın İkinci Konuğu Kent Resimleriyle Dikkat Çeken Ressam Mehmet Babat

‘’Resimlerim yaşayan şehirlerin topluma tutulan aynanın yansımasıdır.’’

Kendinizden, sanat ve yaşam süreçlerinizden bahseder misin?

Başlangıçtan bugüne gelirken resim sanatında hangi yollardan geçtiniz? Aslında resimci olacağımı ilkokuldayken fark etmiştim yani resim yapmanın beni mutlu edeceğini hissediyordum. İlkokulu Van’da okudum. Karma sınıfta ders görüyorduk 1.sınıflar, 2.sınıflar, 3.sınıflar 5’e kadar aynı sınıftaydık, öğretmenimiz birer saat ders anlatırdı bize her sınıf yan yana uzunlamasına dizilmiş sıralardan oluşuyordu, öğretmenimiz bize ders anlatırken yan sıra yani üçüncü sınıflar kaynatırdı diğer yandan 4. Sınıflar 5.sınıflar ortada Kürtçe bir gırgır dönerdi. Öğretmenimiz Kürtçe bilmiyor biz de Türkçe bilmiyoruz sadece 4. Ve 5. Sınıflar biraz Türkçe biliyorlardı öyle yarım yamalak tercümanlık yaparlardı öğretmenle aramızda. Ortak iki paylaşım oluşmuştu öğretmenimle aramda biri resim diğeri de rakamlar, toplama çıkarmayı rakamları görünce anlıyordum birde başında artı eksi işaretlerini ezberlemiştim görünce hemen yapardım. Diğeri de resim öğretmenim resim yap derdi var gücümle konuşarak anlatamadıklarımı resim yaparak anlatırdım, resim yaptıkça öğretmenimle iletişimim artıyor her gün resim yapıyordum. Abimler pastel boyalarını sobanın üzerine koyup eritirlerdi misket yaparlardı bende sadece beyaz pasteli eritirdim bana gereksiz gelirdi beyaz renk kâğıdım beyaz zaten beyaz rengi ne yapacağım ki derdim, hatta kâğıdın beyazlığını kullanıp ışık verirdim çizdiğim şeylere. Çok heyecanlı bir ilkokul surecim oldu niye olduğunu halada anlam veremediğim 23 Nisandan sonra okula gitmiyorduk aileler göndermezlerdi bizi okula. Sonraki sene okul açılana kadar ne öğrendiysem unutur sonraki sene sıfırdan başlardım. 2000 yılında Yalova’ya taşındık 5.sıfıtan devam ettim 5.sınıfın ilk dönemi çok sıkıntı çektim kimseyle iletişim kuramıyorum aynı şekilde öğretmenimle ben Kürtçe onlar Türkçe derken ikinci dönem söktüm Türkçeyi. Resim yarışması varmış her kes katılacak dedi hocamız bende yaptım pastel boyalarla bir resim sınıf öğretenim çok beğendi Yalova’da yaptığım ilk resimdi hemen ortaokuldaki resim öğretmenine söyledi yetenekli bir öğrenci var kesin görmen lazım dedi, birde yaptığım resim birinci oldu. Ortaokul binası farklıydı resim atölyesi ordaydı resim öğretmeni beni yanına aldı hafta sonları sürekli yanına gidiyorum boş zaman buldukça atölyeye koşuyordum, hocam beni güzel sanatlar lisesine hazırlamaya başladı ortaokul bitince güzel sanatlar lisesi sınavına girdim kazandım, Yalova’dan Zonguldak’a gittim liseyi Ereğli Erdemir Anadolu güzel sanatlar lisesinde okudum. Sürekli ödüller alıyorum lisedeyken iyice resimci olduğumu hissediyordum, o sırada Yalova’dan Ankara’ya taşındık. Lise bitti üniversite için çok güzel hazırlanmıştık hedefleri yüksek tutuyorduk Ankara’ya taşındık o sıra hal böyle olunca ilk hedefte gazi üniversitesi resim öğretmenliği oldu. 2009 yılı lise bitti aynı yıl gazi üniversitesinin yetenek sınavını kazandım. Nihayet üniversiteli olduk çok güzel bir üniversite süreci oldu. Lisedeyken iyi eğitildik sınıf arkadaşlarımla birlikte. Özel bir sınıf olmuştuk, hepimiz üniversiteye yerleştik ve en yakın arkadaşlarımla aynı üniversiteyi kazandık. Aynı atölyeyi paylaşıyoruz lisedeki gibi müthiş bir heyecanımız var, sabahtan atölyeye giriyor akşama kadar çıkmıyorduk, sürekli resim yapıyor yeni denemeler peşindeydik. Yeni dersler gördükçe yeni kavramlar öğrendikçe onlara göre resimler yapıyorduk tabi bunlar arayış dönemleri aslında kendimizi keşfetmeye çalışıyorduk, ben figüratif resimler yapmaya çalışıyorum bir arkadaşım arabalar çiziyor diğeri zenci portrelerini çiziyor derken üniversite ikinci sınıfın yazında inşaata gittim. abimlerin küçük bir inşaat şirketi var onlara ziyarete gittim hatta çalıştım da inşaata. İskeleye çıkıyorum kule vinçe çıkıyorum, sürekli gözlem yapıyorum, beton bloklar, iskele demirleri yukardan aşağıya bakmak 30’uncu kata çıkıyorum oradan kente bakmak baya heyecanlandırıyordu beni. Daha sık gitmeye başladım eskiz çizimler yapamaya başladım şantiye ortamında yaz tatilini böyle geçirip okul açılınca atölye hocam herkesin özgün bir konuya yönelme vaktinin geldiğini söyleyince bende yazdan hazırlıklı olduğum için hemen inşat resimlerine. 150×175 ölçüsünde ilk inşaat resmimi patım hatta onunla ilk yarışmaya katıldım sergileme ödülümü de aldım. İyice araştırmaya başladım kenti, kent resmini, inşaat resimleri yapan sanatçıları. Gittikçe inşaat resimleri benimle bütünleşmeye başladı sergilerde yer almaya başladım. II. Peker sanat ödülleri resim yarışmasında mansiyon ödülüm oldu, hemen ardından geleneksel gazi resim heykel yarışmasından başarı ödülü, sürekli karma sergiler ve yarışmalardan sergileme ödülleri, 7. Uluslararası portakal çiçeği sanat kolonisinde yer alama şansı buldum hemen ardından İzmir iş-sanat galesinde ilk kişisel sergimi açtım( 2015-2016) Ben şanslıydım birazda ortaokuldaki Aytekin SALTABAŞ, lisede Sibel TALAS, üniversitede Prof. Şeniz AKSOY hocalarımla çalışma fırsatı buldum. Hala şanslıyım çok değerli insanlarla karşılaşıyorum bunlar bir tanesi de Vecdi UZUN’dur. Hepinize sonsuz teşekkürler.

Resminiz nasıl özetleyebiliriz? Resimlerinizle vermek istediğiniz mesaj nedir? Bunları nasıl kullanıyorsunuz?

Günümüzün yaşayan şehirlerin aynadan yansımasıdır resimlerim. Kafamızı kaldırdığınızda bir şantiye alanını muhakkak görürsünüz, yükselen beton bloklar, vinçler, camdan binalar görürsünüz. Birde bunlara uzaktan baktığınızda insansız beton yığıntıları görürsünüz. Resimlerimde insan figürü yoktur ama kompozisyonlar hareketlidir, iskele kurulu, vinçler çalışıyor tuğlalar yığılmıştır oraya. Bunlarda orda birilerinin olduğunu söylüyor izleyiciye. Bazı resimlerde şantiye alanında uçurtma uçuran çocuk figürü yer alır bunu da betonlaşmaya yeşil alanların yok edilmesine eleştiridir. Resimlerde farklı disiplinleri bir arada kullanıyorum, yağlı boya ve akrilik boya ile birlikte ipek baskı tekniğine de yer veriyorum. Hatta iskele ve vinçleri tamamen üç boyutlu yapıyorum. Resimlerimde kırmızı ve mavi renklerini çok kullanırım grilerin içinde mavi ve kırmızıyı görünce heyecanlanıyorum. İnsanın değiştiği bir yerde etrafındaki her şeyinde değişim içindedir şüphesiz, kentler; mekân ve olaylarla birlikte insanlar tarafından inşa edilmekte ve belirlenmiş yerel bir çevrede, o çevrenin tarihsel ve coğrafik konumuna uyum sağlama çabaları, üretim, tüketim, iletişim ve toplumsal hareketlerle fiziki bir oluşumudur kent. Resimlerde kullandığım inşaatlar yaşayan inşaatlar gezerken denk geldiğim karşılaştığım inşaatlar, her gördüğüm inşaat alanını nasıl resme dönüştürüm diye düşünüyorum. Daha çok yapım aşamasındaki inşaatları kullanıyorum çok zengin alanlar sunuyor.

Vecdi Uzun Yorumu:

Sanatçının içinde bulunduğu toplumdan ve çevresinden etkilenmesi son derece doğaldır. Türkiye’nin son on beş yıldır içinde bulunduğu betonlaşma bir çok genç ressamlar gibi Mehmet Babatı’da etkilemiştir. Mehmet Babat’ın bu konuda daha önce yürüyerek belirli yere getiren Mustafa Okan ve Mustafa Duymaz’ı çıta olarak alması onda önemli etki yaratmıştır.

Hazırlayan : Vecdi Uzun

Mail : vecdiuzun@gmail.com

Çok Okunanlar

Türkiye'nin en zengin içerikli Kültür Sanat portalı.

Tüm haberlerimizi Cinemaximum Sinemalarında ücretsiz dağıtılan dergimiz ile de takip edebilirsiniz.

Copyright © 2016 Kültür Sanat. Türkiye'nin en eğlenceli Kültür Sanat dergisi.

YUKARI