HABER

Gizem Şalcıgil White: “Amerikalılar bana Turkish Coffe Lady ismini verdiler.”

2960509F-8EC3-4627-8FA2-43FEFE29EAD8

Kahve kamyonu ile ülke ülke gezip, Türk kahvesini tanıttı.İşte girişimci bir kadın örnek; Gizem Şalcıgil White.

Türk kahvesini tüm Dünya’ya tanıtmayı hedefledi, kısıtlı bir bütçe ile yola çıktı. Kahve kamyonu ile ülke ülke gezip, Türk kahvesini tanıttı.İşte girişimci bir kadın örnek; Gizem Şalcıgil White. Bugünler de ise ABD’nin başkenti Washington’da “Turkish Coffee Lady” isimli kafeyi açma hazırlıklarında. Kendisiyle başarı ile hayata geçirdiği projesinden, aldığı ödüllere ve hazırlıklarını tamamladığı kafesine kadar her şeyi konuştuk.

Türk kahvesini tüm dünya’ya tanıtmayı hedefleyen girişimci bir anne olarak sizi biraz daha yakından tanıyabilir miyiz?

1981 Ankara doğumluyum. 2004 yılında Bilkent Üniversitesi Bankacılık Finans bölümünden mezun olduktan sonra 2005 yılında Boston’a yerleştim ve yaklaşık 12 senedir ABD’de ikamet ediyorum. Yüksek lisansımı aldığım Emerson Koleji’nde ülke markalaştırma ve kültürel diplomasisi kavramları üzerine çalıştım. Yaklaşık altı senedir ABD, Hollanda, Belçika, Fransa ve Kanada dahil bir çok ülkede gönüllü olarak Türk kahvesi kültürünün tanıtımını yapıyorum. 2009 yılında bir grup arkadaşım ile beraber Türkiye’nin ilk dijital kahve evini, 2011 yılında da kar gütme amacı olmayan ve toplumlar arasındaki dostlukları pekiştirmek için “Gezici Türk Kahvesi Evi (Turkish Coffee Truck)” isimli girişimi bir grup vatansever gönüllü arkadaşım ile beraber başlattım. Bu zamana kadar bir çok şehri ve ülkeyi gezen aracımız sayesinde halktan halka iletişim kurarak binlerce kişiye Türk kahvesini tattırdık ve sevdirdik. Yaklaşık iki senelik bir pazar araştırması ve proje geliştirme döneminden sonra ortaklarımla beraber bu ay sonunda Washington DC bölgesinde ABD’deki ilk Türk kahvesi kafesini açmaya hazırlanıyoruz.

Türk kahvesini Dünya’ya tanıtma fikri nasıl ortaya çıktı?

500 yıllık bir tarihe sahip olan Türk kahvesi kültürü asırlar boyu çok güçlü bir iletişim aracı olmuş ve kahvehaneler fikir alışverişlerinin yapıldığı etkileşim platformları haline gelmiş. Biz de bu fikirden yola çıkarak, 2008 yılında girişimcilerden oluşan gönüllü bir ekip ve kısıtlı bir bütçe ile Türkiye’nin ilk uluslararası dijital kahve evi olan www.turkayfe.org sitesini kurduk. Amacımız, yerli ve yabancı insanları buluşturan ve Türkiye hakkındaki tecrübelerini paylaşabileceği bir sosyal iletişim ağı kurmaktı. Online projemizin dışında, 2011 yılında ayrıca Kurukahveci Mehmet Efendi’nin desteğiyle ve ATA-DC Derneği’nin işbirliğiyle Vaşington Büyükelçiliği ve New York Türk Evinde “Türk Kahvesi 16. Yüzyıldan 21. Yüzyıla ve Ötesine” temalı etkinlik serilerini başlattık. Çok ilgi gören bu faaliyetler devam ederken, ABD’de çok yaygın bir hale gelen ve dünyanın etnik mutfaklarını Amerikalıların beğenisine sunan yemek kamyonlarından da esinlendik. Popülerliği giderek artan bu sokak kültürünün, dünyaca bilinen ve sevilen en önemli kültürel miraslarımızdan biri olan Türk kahvesini daha etkili ve eğlenceli bir şekilde tanıtmak için benzersiz bir fırsat olduğunu düşündük. Sponsorların desteğiyle ve cevremizden bağış toplayarak bir araç kiraladık ve kendi tasarladığımız görsellerle aracı giydirdik. Bir tanıtım turu gerçekleştirebilmek icin ben tam zamanlı işimden ayrıldım ve 5 eyaleti kapsayan projeyi “Türk Kahvesi. 500 yıldır Dostluğun Tadı” sloganıyla hayata geçirdik.

2008 yılında Turkayfe.org’u kurduğunuz da ne gibi hedefleriniz vardı? Bu kadar başarıya ulaşacağınızı tahmin ediyor muydunuz?

2008 yılında bir grup girişimci arkadaşımla beraber giderek popüler olmaya başlayan sosyal medya üzerinden Türkiye’nin yeterince tanıtılamadığını ve yeni internet teknolojileriden faydalanamadığını tespit ettik. Bu projemizi başlatmadan önce, İstanbul’daki eski kahvehanelerin sahipleri ile bazı görüşmeler yapmıştım. Hepsinin ortak görüşü şuydu; ‘Kahveyi bilmeyen Türkiye’yi tanıyamaz ya da çok eksik tanır.’ Bu nedenle, temamızı Türk kahvesi olarak belirledik, ve bir sosyal iletişim ağını kendi kişisel bütçelerimizle hayata geçirdik. İsmini de Turkayfe.org olarak belirledik. Tabii amacımız başarılı bir işe imza atmaktı ama açıkçası bu noktaya gelebileceğini tahmin bile edemezdim. Vatansever dostlar, Türk dernekleri ve sponsorlarımız sayesinde bu çok önemli bir misyonu üstlendik ve hep beraber başarıya taşıdık.

“Gezici Türk Kahvesi Evi” “ Turkish Coffee Truck “ projesinden bahseder misiniz? Proje ile ilgili zorlandığınız durumlar oldu mu?

Gezici Türk Kahvesi Evi, dünyaca sevilen Türk kahvesinin zengin kültürünü daha etkili tanıtmayı ve halktan halka iletişimi amaçlıyor. Kar amacı gütmeyen bir kültürel diplomasi projesi olan bu çalışma gönüllü bir ekip sayesinde dünyada ilk defa hayata geçirildi. Amacımız, yabancıları bu önemli kültürel mirasımız ile tanıştırmanın yanısıra, kahve seven toplumları birbirine yakınlaştırmaktı. Böylece, kahve sohbetleri sayesinde toplumların birbirini daha iyi anlaması ve dostlukların pekiştirilmesi amaçlandı.
Kişisel çabalar ve kısıtlı bir bütçe ile hayata geçirdiğimiz kahve kamyonumuz ile 2012 Mayıs-Eylül aylarında Washington, Baltimore, New York City, New Haven ve Boston şehirlerinde tanıtım turları düzenledik. George Washington, Georgetown, New York, Yale ve Harvard gibi ABD’nin önde gelen üniversitelerinde öğrencilerle buluştuk. 2013 Mayıs ayında ise, Kurukahveci Mehmet Efendi ve Turizm Bakanlığı’nın değerli destekleriyle, kahve aracımız ile Hollanda, Belçika ve Fransa’yı kapsayan bir tur daha düzenledik. Bu tur çerçevesinde seçkin üniversiteleri ziyaret ettik, Brüksel’de NATO genel merkezi, Toyota Avrupa yönetim merkezinde ve T.C. Avrupa Birliği Daimi Temsilciliği’nde kahve ikramları gerçekleştirdik. Son olarak da, 2016 yılında da Kanada’nın Toronto şehrinde bir haftalık bir tur gerçekleştirdik. Ziyaret ettiğimiz ülkelerde bir çok festivale katıldık ve beklediğimizin üzerinde bir ilgi gördük.
Sonuç olarak, şu ana kadar toplamda 20,000’den fazla kişiye Türk kahvesi ikramı yaparak Türk kültürünün tanıtımına katkıda bulunduk. Proje sonrasında bir çok ödüle de layık görüldü. Örnek olarak, 2013’de İstanbul Rehberler Odası’nın “Kültürel Sürdürülebilirlik” dalında ödülünü aldık. Projenin kurucusu olarak bana da ayrıca 2014 yılında JCI International tarafından kültür alanında ‘Turkiye’nin En Başarılı Genci” ve geçtiğimiz günlerde Turk of America dergisinin belirlediği 40 yaş altındaki “En Etkin Türk Amerikalı” ünvanlarını kazandırdı.

Projeye yönelik destekçileriniz var mıydı? Varsa kimler?

Proje, başta Kurukahveci Mehmet Efendi ve Türk dernekleri olmak üzere ana sponsorların ve kişisel bağış yapanların destekleriyle hayat buldu. Ben dahil tüm ekibimiz gönüllülerden oluşuyordu. Hepsine teker teker değerli destekleri için bir kez daha teşekkür ediyorum.
Yaklaşık 6 yıldır ekibiniz ile birlikte kültür turları düzenleyip Amerika, Avrupa ve Kanada’nın başlıca şehirlerini gezip, Türk kahvesini tanıttınız, sokaktaki tepkiler nasıldı?
Bu gönüllü girişimimiz yabancılar tarafından çok olumlu karşılandı. Özellikle Amerikalılara bedava kahve ikram ettiğinizde zaten hayır demiyorlar. Çoğu ziyaretçimiz kahvenin tadını çok beğenince daha sonra ofisten ve çevresinden herkesi beraberinde getiriyordu. Gelenek görenek ve fal bakma merasimlerini de öğrenince ilgileri daha arttı ve bir çoğu bana mesaj atıp kendilerini Türk kahvesiyle tanıştırdığımız için teşekkür etti. Projenin şatışa yönelik olmaması ve gönüllülerce yapılıyor olması da girişimi daha sempatik ve popüler bir hale getirdi. Özellikle yabancı basında Washington Post, BBC, ve diğer yerel gazetelerde yer alında önümüzde uzun kuyruklar oluştu. 2012 Mayıs ayında ABD Kongresi tarafından da kahve sohbetleriyle ülkeler arasındaki dostlukları pekiştiren bir proje olarak onurlandırıldı ve resmi kayıtlara geçirildi. Ayrıca, tur boyunca proje sosyal medyada da çok paylaşıldığı için yalnızca Amerikalılardan değil, Türkiye’den ve yurtdışında yaşayan bir çok Türk vatandaşından tebrik ve takdir mesajları aldık. Sonuç olarak bu proje Türkiye’yi tanıtım adına yeni iletişim mecrası haline geldi.

2013 yılında Türk kahvesi UNESCO tarafından Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Kurumu)’nun ‘İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsili Listesi’ne resmi olarak kaydedildi. Bununla ilgili ne düşünüyorsunuz?

Kahve 10. yüzyılda ana vatanı Etiyopya’da keşfedilmiş olsa da, bir kültür haline gelmesi 1517 yılında Özdemir Paşa’nın kahveyi İstanbul’a getirmesiyle başlamış ve kahve kültürü toplumsal değerlerimizi derinden etkilemiş. Türkler kahveyi kavurmaya ve öğütmeye başlamış, kendine özgü pişirme, hazırlama ve ikram biçimiyle Türk kültürüne özgü bir hale getirmiş. UNESCO’nin kahve kültürümüzü ‘İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsili Listesi’ne resmi olarak dahil etmesiyle Türk kahvesinin kuşaktan kuşağa aktarılan geleneklerinin ve sosyal yaşamın üzerindeki etkisinin tarihsel değerini vurgulanmış oldu. Bu başarıya imza atan T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Araştırma ve Eğitim Genel Müdürü Doç. Dr. Ahmet Arı’yı, Türk Kahvesi Kültürü ve Araştırmaları Derneği’ni ve katkıda bulunan herkesi kutluyorum.

Şu an Türk Kahvesi Kızı ( Turkish Coffee Lady) isimli kafeyi başkent Washington DC’nin en popüler AVM’sinde açmaya hazırlanıyorsunuz? Bu aşamaya nasıl gelindi? Hedefler neler?

Türk kahvesi 500 yıllık bir Türk markası. Bu önemli kültürel mirasımızın toplumumuzda görkemli bir yeri vardır ama tarihsel olarak önemi az bilinir. Yurtdışında da isim olarak bilinirliği var ama yaygın tüketimi için yeteri kadar dağıtımı olmadığı icin amacımız Türk kahvesini Amerikalılara daha ulaşılabilir hale getirmek. Bunu yaparken de özgün bir hikaye sunmak istedik. Senelerdir Türk kahvesi kültürünü gönüllü olarak tanıtmam nedeniyle, Amerikalılar bana ‘Turkish Coffee Lady” ismini verdiler. Ayrıca, kültürel çalışmalarımız önde gelen Washington Post gazetesinin 18 Eylül 2012 tarihindeki sayısında geniş şekilde yer aldıktan sonra “Turkish Coffee Lady” bir marka olarak bilinmeye başladı. Bende bu önemli misyonu profesyonel olarak yapmaya karar verdim ve çok sevdiğim ve benimsediğim bu ismin kurumsal markasını hayata geçirmeye karar verdim. Kızım 6 aylık olduktan sonra iş planımızı geliştirmeye başladım. Yoğun çabalar ve zor aşamalardan geçtikten sonra bu girişime hazır olduğumu düşündüm ve projeyi hayata geçirmek için değerli ortaklarım Erdem Uen ve Ahmet Şerif İzgören ile ABD’deki ilk Türk kahvesi kafesini açmak için yola çıktık. Son yıllarda artan gurme kahve trendini de göz önünde bulundurarak, AVM yönetimi ile uzun süre devam eden görüşmelerden sonra “Turkish Coffee Lady” markasının ilk şubesini açmak için anlaşma imzaladık. En önemlisi, bu süreçte Kurukahveci Mehmet Efendi, Arzum Okka, Karaca gibi Türkiye’nin başlıca markalarının da desteğini aldık. Ayrıca, geleneksel sunumlarla sene boyunca yapılan çeşitli etkinliklerde catering hizmeti vererek Türk kahvesi kültürü ve geleneklerinin daha geniş kitlelerle buluşturulmasını da amaçlıyoruz.
Markanın sloganı “Yudumla. Tadına Var. Paylaş” Sosyal medyada ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz? Ya da yapmayı planlıyorsunuz?
Sosyal medyayı çok aktif sekilde kullanmaya ve takipçilerimizle sürekli temasta kalmaya özen gösteriyoruz. Günümüzde yeni oluşan markalar müşterilerine anlattıkları hikayelerle akılda kalabiliyor. Ekibimiz Türk kahvesinin tarihini ve dünya kahve sektörüne olan etkisini en iyi şekilde aktarmaya gayret ediyor. Sloganımızın “Yudumla” ibaresi ile müşterilerimize Türk kahvesinin içimini tasvir ederken, cafemizde İstanbul’un kahve kültürünü yansıttığımızdan kahvenin “Tadına Var” diyor, ve “Paylaş” mesajı ile sevdiklerinizle bu anı paylaşın çağrısı yapıyoruz.

Siz başarıya ulaşmış girişimci bir kadın örneksiniz, Girişimci olmak isteyen kadınlara ne söylemek istersiniz?

Kadın girişimci olmak ve diğer girişimci kadınlara örnek olmak gerçekten büyük bir ayrıcalık. En önemli tavsiyem hiçbir olumsuzluğun cesaretlerini kırmasına izin vermemeleri. Bu zorlu yol hayal kırıklıklarına karşı güçlü olmayı öğretiyor insana. Tabii ki, stres ve yorgunluğu ile baş edebilmek kolay değil, ama emeklerinin karşılığını almak ve yeni nesile daha güzel bir gelecek bırakmak için biz kadınlar daha çok çalışmalı ve diğer girişimci ruhlu ekip arkadaşları ile beraber çalışarak hedefimize ilerlemeliyiz.

Sizi Türkiye’den desteklemek isteyen bizler ne yapabiliriz?

Günümüzde kahve sudan sonra dünyada en çok tüketilen içecektir. Kahvenin Türk kültürü ile özdeşleşmesi ülke tanıtımı için son derece önemlidir. Bu girişim Türk kahvesinin yurtdışında bir marka haline getirilmesine ilişkin önemli bir çalışma özelliğini taşımaktadır. Bu nedenle bize en büyük desteği kültürel çağrımızı sosyal medyada duyurarak verebilirsiniz. Facebook, Twitter ve Instagram aracılığıyla Türk kahvesi resimlerinizi #500YıldırDostluğunTadı veya #TasteofFriendshipfor500Years mesajları ile paylaşırsanız çok seviniriz. Bu girişim ile, toplumlar arası kültürel etkileşimi güçlendirmeyi hedefliyoruz. Ayrıca, Turkish Coffee Lady girişimi kişisel çabalarla ve kısıtlı bir bütçe ile hayat buldu. Bu projeyi büyütmek ve Türk mutfağını hakettiği şekilde danyaya tanıtmak adına bu markayı zincir haline getirmek için duyarlı kurumaların desteğine ihtiyacımız olacak. Bu bağlamda, projeye sponsor desteği arayışımız devam ediyor. İlgilenen kurum ve kuruluşlar gwhite@turkishcoffeelady.com adresinden benimle temasa geçebilirler.

Röportaj: Buket Usta

Çok Okunanlar

404 Not Found

Server Error

404

Page Not Found

This page either doesn't exist, or it moved somewhere else.


That's what you can do

Türkiye'nin en zengin içerikli Kültür Sanat portalı.

Tüm haberlerimizi Cinemaximum Sinemalarında ücretsiz dağıtılan dergimiz ile de takip edebilirsiniz.

Copyright © 2016 Kültür Sanat. Türkiye'nin en eğlenceli Kültür Sanat dergisi.

YUKARI