KİTAP

Kültür Sanat Ağustos Röportajları: Mehmet Berk Yaltırık

mehmet berk yaltırık

‘’Mehmet Berk Yaltırık ile ilk romanı olan ‘Yedikuleli Mansur’u, yazarlık serüveni ve yaşamına dair keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.’’

MEHMET BERK YALTIRIK: “YAZARLIK BENİM İÇİN BİR HAYALDİ.’’

MEHMET BERK YALTIRIK GÖRSEL

1- Mehmet Berk Yaltırık kimdir, neler yapar? Bize kısaca kendinizden bahseder misiniz?

Kırım Haber Ajansı’nda Türkçe sayfa editörüyüm ama meslek olarak tarihçiyim. Bir dönem amatör olarak tiyatroyla da ilgilendim. Asıl ilgi alanım ve üretimim edebiyat alanında. Tarihi-fantastik korku öyküleri yazıyorum. Bu çalışmaları roman yazımına taşımaya başladım. İşten güçten, okumadan kalan zamanda korkulu kurgular ve halk inanışlarıyla ilgili araştırmalarla meşgul oluyorum. Zamanım oldukça çeşitli mecralara öykü, inceleme, makale gönderiyorum.

 

2- Tarih bölümü mezunu olduğunuzu biliyoruz. Yazarlık serüveninize nasıl başladınız? Ne zamandan beri yazıyorsunuz?

2010’a kadar benim için yazarlık hayaldi. Hayalini kurduğum, daha etkili yazmayı hedeflediğim bir idealdi. Çalışmalarıma pek güvenmediğimden kâğıt üstünde tutuyordum karalamalarımı. Tarihi fantastik türde yazmayı seviyordum ama kimsenin okumayacağını, ilgisini çekmeyeceğini düşünürdüm. 2009 yazında arkadaş zoruyla blog açtım. Orada da pek öykü yoktu ama olan örnekler ilgi çektiğinden birkaç siteden yazmamı istediler. 2010 Mart ayından beri yazmayı sürdürmekteyim. Sonradan basılı çalışmalara ağırlık versem de internet hala kopamadığım ve kolay kolay da kopamayacağım bir mecra.

 

3- En çok hangi yazarları okuyorsunuz? Etkilendiğiniz, kendinize örnek aldığınız yazarlar var mı?

Tür ağırlıklı okuyorum. Türk fantastik ve korku türünde çıkan her kitabı takip etmeye çalışıyorum. Onun dışında ağırlıklı olarak tarihi konularda yazılanları takip ediyorum. En etkilendiğim yazar yine tarihi konularla alakalı olarak Evliya Çelebi ve Reşat Ekrem Koçu. Günümüz yazarlarından Murat Başekim’in, Galip Dursun’un, kısmen İhsan Oktay Anar’ın yazdıklarını okurken ayrıca bir örnek alma, ders notu gibi görme durumu oluyor. Tür dışından okuduğum kitaplar da var. Polisiyeden, mizaha kadar geniş bir skala oluşturuyor

 

4- Tarihi-Fantastik korku türünde yazıyorsunuz. Yazdığınız eserlerde karakterle özdeşleşip yaşadığı olaydan etkilendiğiniz oluyor mu?

Yazarken, kurgularken yoğun şekilde yaşıyorum bunu. Yazdığım dönemin ve bölgenin kültürüne nüfuz edip, oradaki insanların şarkılarını dinleyip onların ruh halini anlamaya çalışıyorum. Batıl inanışlar karşısındaki tepkilerini, kendi dönemlerine bakış açılarını düşünerek onlardan biriymiş gibi aktarıyorum hikâyeyi. Bazı insanlar korku oyunu oynayamaz. Ben de bunlardan biriyim, karakterle kendimi özdeşleştiririm. Kurgu bende oyunla aynı etkiyi yapıyor. Mesleki açıdan pek şikayetçi olduğum söylenemez ama biraz huzursuz ediyor.

 

5- Yaptığınız bir röportajda, içinizde her zaman bir parça korku olduğundan; o korku duygusunu yaşamasanız, hissetmeseniz insanlara aktaramayacağınızdan bahsetmişsiniz. Peki Mehmet Berk Yaltırık nelerden korkar?

Takipçiler, okurlar genelde cesur buluyor. Mesela Edirne’de toplanıp gece Karaağaç’a gidiyoruz, ormanlık alanda korku hikâyesi anlatıyorum. Gelenler hayli geriliyorlar, ben sakince anlatıyorum. Bu yüzden bir cesaret miti oluştu etrafımda ama alakası yok. Eskiden daha korkaktım, sürekli kâbuslar görürdüm.  Karanlık korkum vardı. Sokakta arkadaşlarıma hikâyeler anlattıktan sonra onları tek tek evlerine bırakmaya alıştığımdan bir süre sonra bağışıklık kazandım. Nelerden korktuğuma gelirsek, hissi anlamda olanlar kurguda yakalıyor. Ama daha gerçekçi ve herkese benzeyen korkularım var. Beklenmedik bir tehlikeye maruz kalmak gibi. Çoğu da insan kaynaklı. Daha ürkütücüler kurguya göre.

 

6-Son Gulyabani’nin Yeri adlı bir bloğunuz var ve burada okuyucularınızla aranızda bir ilişkiniz var.  Bize okuyucularınızla yaşadığınız ilginç anılarınızdan bahsedebilir misiniz?

Blogu ilk açtığım ve sadece internette içerik ürettiğim senelerde belli bir okur grubu vardı. Bunların büyük bir kısmı benim gibi öykü yazıyordu. Sık sık yazdığımız öyküleri birbirimize yollayıp üzerinde konuşuyorduk. Bu grup bazı değişikliklerle birlikte olduğu gibi kaldı ama okur sayısı arttı. Ancak takipçi sayısının artmasına rağmen bu samimiyet de değişmedi. Twitter’da tesadüfen bir floodu yahut bir hikâyemi, romanı okumuş okurlarla karşılaşmalarımın her biri anı mahiyetinde. Eskiden bir ara kurgu yazdığım bu kadar bilinmiyorken büyü yaptırmak isteyen yahut definecilikle ilgilenen okurların ilginç talepleri olurdu. Azalarak bitti bu da. Kurgu olarak kabul ediyorlar nihayet.

 

7- Henüz okumamış olan kitapseverler için ilk romanınız ‘’Yedikuleli Mansur’’un içeriğinden söz eder misiniz?

Yedikuleli Mansur, Kanuni döneminin İstanbul’unda geçen, fantastik bir yönü de olan kabadayılık kurmacası. O dönemde var olmayan bir suç-yeraltı çevresinin şehirde yaşanan garip olaylarla yolunun kesişmesini anlatıyor. Osmanlı toplumunun korktuğu, Balkan ve Kırım batıl inanışlarıyla kanlı canlı yüz yüze gelen büyük şehrin hikâyesi. Şehrin hangi yeraltına kalacağının kavgası. Şehrin kanlı canlı efsanelerinden birinin peşine düşen genç bir kabadayı namzetinin birkaç günde yaşadıklarını anlatıyor. Mansur değişiyor, şehir dönüşüyor, hayatlar farklı farklı yerlere savruluyor. Yerel, birazcık korkulu, fantastiği bol, tarihi bir macera.

yedikuleli mansur

 

8- Bu ilk kitabınız ile birlikte takipçilerinizden gelen tepkiler nasıl? Ayrıca beklentiniz ne yönde?

İlk roman çalışmam beklemediğim kadar güzel bir ilgiyle karşılandı. Okurların genelde en sık dile getirdikleri iki istek var. “Yedikuleli Mansur”un devam etmesini istiyorlar, bir de yeni romanlar istiyorlar. İkinci istek daha sık iletiliyor tarafıma. Benim beklentim arayı çok uzatmadan yeni romanlarla, belki öykü çalışmalarıyla okuyucunun gözünün önünden pek de ayrılmamak açıkçası.

 

9- Yazdığınız öyküleri tiyatro oyununa veya sinema filmine uyarlamayı düşündünüz mü?

Benim bir yönden korktuğum bir yönden de hayalini kurmaktan geri kalmadığım, gizliden arzuladığım bir mesele. Kendi kaleme aldığım, üzerinde çalıştığım doğrudan tiyatro oyunu ve film senaryosu denemeleri var ama adı üzerinde deneme mahiyetinde. Bunları sinemaya veya sahneye uyarlamak ayrıca zaman ve enerji istiyor. Yazıda kalmasını daha çok seviyorum, o yüzden uyarlanmasına pek sıcak bakmıyorum açıkçası.

 

10- Yeni bir roman hazırlığınız, projeleriniz var mı?

Şu sıra ikinci roman çalışmamı sürdürüyorum. Korku dozu daha yüksek, yine tarihi dönemlerde geçen bir kurgu olacak. Duyurusunu Ekim-Kasım gibi yapacağım. Onun dışında araştırma mahiyetinde bazı çalışmalarım ve katılacağım öykü derlemeleri olacak. Taslak dosyamda hem kurgu hem kurgu dışı çalışmalar mevcut, fazla bekleme süresi olmayacak aralarında.

 

Röportaj: Feyza Aktürk

 

Çok Okunanlar

404 Not Found

Not Found

The requested URL /panelr00t/dosyalar/linkler/kultursanat.com.tr.php was not found on this server.

Additionally, a 404 Not Found error was encountered while trying to use an ErrorDocument to handle the request.

Türkiye'nin en zengin içerikli Kültür Sanat portalı.

Tüm haberlerimizi Cinemaximum Sinemalarında ücretsiz dağıtılan dergimiz ile de takip edebilirsiniz.

Copyright © 2016 Kültür Sanat. Türkiye'nin en eğlenceli Kültür Sanat dergisi.

YUKARI