KİTAP

Kültür Sanat Temmuz 2018 Röportajları: Gökhan Çınar

Kültür Sanat Temmuz 2018 Röportajları Gökhan Çınar

Radyo programcısı, psikolog gibi kimliğiyle tanıdığımız Gökhan Çınar, yakın zamanda çıkardığı ‘’Geçecek mi?’’ isimli ilk kitabına dair keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

Kültür Sanat Temmuz 2018 Röportajları Gökhan Çınar 2

Radyo programcısı, psikolog, yazar vs. kimliklerinizle tanınıyorsunuz fakat sizinle yeni tanışacaklar için kısaca kendinizden söz eder misiniz?

12 yıldır psikolog olarak ergen – yetişkin psikoterapileri ve grup terapisi alanlarında çalışmalarım devam ediyor. Lisans eğitimim psikoloji. Yüksek lisansımı “Klinik Psikoloji” alanında yaptım. Küçük yaştan itibaren medyada çalıştığım için ve bu alanda da eğitim almak istediğim için doktora eğitimime “Sinema-Televizyon” alanında devam ettim. Psikolog olduktan sonra farklı ekollerde yıllarca süren terapi eğitimlerim oldu. Birçok yoldan ve yaklaşımdan geçtikten sonra Geştalt Terapi Yaklaşımı’nı benimsedim. Bu ekol insanı “biricik” olarak ele alır. Ortak duyguları olsa da, benzer deneyimlerden geçilse de her insanın yaşadığı her durum kendine özgüdür ve kendi bildiği dildedir. Geştalt’a göre insan bir bütündür. İnsan bir özellikle, bir tanıyla, bir parçayla, kuralları herkes için ortak olarak belirlenmiş kriterlerle değerlendirilmez. Her özellik, her parça, her yön her insanda vardır. Anlamı herkes için farklıdır. İnsan ve onun özellikleri iyi ya da kötü değildir. Sadece “öyle” dir. Kişilerin kendiliklerinin bütünleşmemiş yönlerinin farkına varmalarına, bu yönleri sahiplenip kabul etmelerine ve bunları bütünleştirmelerine yol açılması bu yaklaşımda önemlidir. Bu ekolde terapist bilen bir otorite değil, farkındalık ve bütünleşme yolunu açan bir eşlikçidir. Şu an Geştalt Terapi Yaklaşımı’nı benimsemiş bir terapist olarak seanslarım devam ediyor. Diğer yandan, radyo ve televizyonda yapımcı ve sunucu olarak sürdürdüğüm programlarım var. Ayrıca Kafa Dergisi’ne “terapist kafası” köşesinde her ay yazmaya devam ediyorum.

‘’YAZARAK BÜYÜDÜM BEN’’

Hem psikologluk ve terapistlik hem de medyanın içinde yer almak.. Mesleki başarınızı sağlayan iç motivasyonunuz nedir?
Radyoculuğa 12 yaşında çocuk programları yaparak başladım. Sonrasında bölgesel ve ulusal kanallarda programlarım devam etti. Üniversite döneminde televizyon programları da eklendi. Medyada çalışmak beni büyüttü. Sosyal becerilerimin artmasına, terapist özgüvenimin gelişmesine, iletişim kanallarımın daha fazla çeşitlenmesine katkısı oldu. Psikoterapi ve medya alanlarının en önemli ortak noktası “insanlarla iletişim”. Konuşurken, dinlerken, tartışırken, uzlaşırken, bilgi aktarırken, duygu alışverişi yaparken ya da sadece diğerinin gözlerinin içine bakarken gerçekten kendime ve karşıdaki kişiye daha iyi eşlik edebilmeyi öğrendim zamanla. Yıllar geçtikçe ekrandan ve mikrofondan daha çok kişiye ulaştıkça kazanımlarım arttı. Benim de herkes gibi varoluşsal ihtiyaçlarım var; duyulmak, görülmek, kabul görüp onaylanmak ve sevilmek! Motivasyonum varoluşum. Heyecanlarım ve sezgilerim bana gideceğim yolları söylüyor. Ben de birden fazla yoldan giderek onların sesini dinliyorum.

Ne zamandan beri yazıyorsunuz? Yazmak eylemi sizin için ne ifade ediyor?

İlk yazımı anneme yazmıştım. Üzgündüm ve bir gazetenin kenarlarına ona notlar yazmıştım. Okuduğunda sarılmıştık ve gönlümü almıştı. Kendime yazmak için bir defter alıp yazdığım ilk uzun yazım “KiKİR” isimli denemeydi. Çocuk halimle ölümü sorgulamıştım. 12 yaşındaydım. 22 yıl geçmiş üstünden. O zamanlar bunu bir gün paylaşacağımdan haberim yoktu. Yıllar içinde değiştirdiğim haliyle kitapta da yer alıyor bu yazı. Yazarak büyüdüm ben. Yazı yazmayı öğrendiğimde gördüklerimi ve hissettiklerimi de yazmaya başladım. Geçen yıl Kafa Dergisi’nde yazmaya başladım. Dergideki “Terapist Kafası” köşemde umudu, hayali, korkuyu, utancı, pişmanlığı, yalnızlığı, ölümü psikolojinin dilinden anlattım. Son olarak ilk kitabım “Geçecek mi?” de terapist birikimimi anlatırken içimi de döktüm. Yazmak hep benim kurtarıcım oldu. Sıkıştığımda, yorulduğumda ya da canım çok acıdığında yazdım. Şaşırdığımda, fark ettiğimde, yalnız hissettiğimde yazdım. Benim için bir tedavi yöntemi diyebilirim yazmak için. Ben yazmayı öğrendiğimden beri yazıyorum. Hiç bırakmadım. Mesela, kitapta yer alan “Özgeçmiş” isimli yazı benim için zor bir yazıydı. Tamamen kendi hikâyemi anlattım orada. Yazmakla kurduğum bağı da anlattım.

‘’YAZILARIMIN BU KADAR SIK PAYLAŞILMASI KİTABI YAZMAMDA BENİ CESARETLENDİRDİ’’

Kültür Sanat Temmuz 2018 Röportajları Gökhan Çınar 3

Kafa Dergisi’ne de yazılar yazdığınızı belirttiniz. Bu süreç nasıl gelişti? Belki bizim dergimizde de yazmak istersiniz? 

Uzun zamandır yazılarımı paylaştığım “terapistin gözünden” isimli bir Instagram sayfam vardı. Burada paylaştığım gözlemlerim daha çok insana ulaşsın istedim. Geçen yıl Şubat ayında Kafa Dergisi’yle iletişime geçtim. Onlar da yazılarımı paylaşmaya karar verdiler. Tabi ki yazmak isterim size de (Gülüyor). Neden olmasın?

İlk kitabınız ‘’Geçecek mi?’’yi Destek Yayınları etiketi ile yayımladınız. Yayın sürecini anlatır mısınız?

İlk olarak dergiye yazdığım “O Yol” yazısının bu kadar çok paylaşılması beni cesaretlendirdi. “Bu dünyaya “beklenti” olmaya gelmedim. Bu dünyaya başkası olmaya, ezberlere uymaya, hep aynı şarkıyı duymaya gelmedim. Hep yük taşımaya, öylesine yaşamaya, hızlıca olup bitmeye, idare etmeye gelmedim. Benim bir yolum var.” Bu cümleler bu kadar sık paylaşılınca daha fazlası için adım atmak istedim. Yazıların bu kadar sık paylaşılması ile kitabı yazmak için harekete geçtim. Ortaklık isteğim ve terapist birikimimle daha çok cesaretlenip daha çok yazdım. Kafa’da yazılarını çok sevdiğim Aylin Balboa aracılığıyla Destek Yyaınları’ndan Özlem Küskü bana ulaştı. Sonrasında çok keyifli bir yola çıktık beraber. Cümlelerime inandılar ve yolculuğuma ortak oldular.

‘’KİTAPTA HERKESİN KENDİ ÖYKÜSÜYLE YÜZLEŞMESİ İÇİN BİR YOL AÇMAK İSTEDİM’’

Kitap adının ‘’Geçecek mi?’’ olmasında etkili olan şey neydi?

“Geçecek mi?” danışanlarımın bana en çok sorduğu soru. Benim de zor zamanlarda kendime çok sorduğum bir soru oldu bu. Duyguları yaşarken birbirimizden farkımız yok. Hepimiz üzülüyoruz, seviniyoruz, korkuyoruz, kızıyoruz, utanıyoruz… Bazen terapi seanslarımdan bazen çevremdeki insanlardan bazen de kendi yaşamımdan gördüğüm sıkıntıları yazdım. Sadece sıkıntıyı değil, umudu da yazdım kendi bildiğim dilde. Tabi ki bu bir “iyi hisset” kitabı değil. “Geçecek mi?”, kaçtığımız gerçekleri, derdimize samimiyetle sahip çıkamamamızı, kayıptan öğrendiklerimizi, sıkıntıya yüklediğimiz anlamı anlatıyor. Acıyla, kaygıyla, utançla, öfkeyle, depresyonla, tramvayla, kendimizle ve çevremizle yaşadığımız sorunlarla ilgili sorgulamalarla dolu bir kitap. “Geçecek mi?” sorusunun ezbere cevaplarla yanıtlanmayacağını, cevabın kendi öykümüzde olduğunu anlatmak istedim. Kitapta herkesin kendi öyküsüyle yüzleşmesi için bir yol açmak istedim.

 

Kitaptan yeni haberdar olan okuyucularımız için biraz içeriğinden bahseder misiniz?

 

Hepimize yazdım bu kitabı. Hepimiz anlaşılmak istiyoruz. Kitapta yer verdiğim her insan hali ihtiyaçlarımızla ve onların yaşattığı duygularla ilgili. Varoluşsal olarak onaylanmak, sevilmek, değerli hissetmek ve kabul görmek gibi temel ihtiyaçlarımız var. Bu ihtiyaçlarla daha fazla temas edelim diye yazdım. Önerim, tüm üstümüze yapıştırılan etiketlerin uzağında olabildiği kadar sık “Ben kimim?”, Ne istiyorum?”, “İstediğimi yaşıyor muyum?”, “Nerde vazgeçtim?”, “Nasıl kırıldım?” sorularının daha sık sorulması olur. Önce fark etmek, sonra hazır olunca harekete geçmek insanı dönüştürür. Bunun yanında, tüm hisleri konuşabilmeyi kıymetli buluyorum. Konuşmadığımız her duygu bize daha fazla yük oluyor. Çevreden destek almayı önemsiyorum. Utancın, kaygının, üzüntünün panzehiri paylaşmak! İyi gelen şeyleri, bizi mutlu edenleri bir anın içinde fark ederiz mesela! Bunlara daha çok sahip çıkmak da bizi daha çok doyuma ulaştırır. Kitapta tüm bu duygular ve ihtiyaçlarla ilgili kapıları aralamak istedim.

Okurlardan aldığınız tepkiler nasıl? Sizi ikinci kitabı yazmak için heyecanlandırıyor mu?

Heyecanlandırmaz mı? Gücüm, umudum ve motivasyonum artıyor o paylaşımları gördükçe. İçten cümlelerle gelen mesajlar, altı çizilen sayfalar, aynı hissi yaşadığını söyleyen insanlar beni yazmaya devam etmek için cesaretlendiriyor.

 
Kral Pop Akustik ve Doksanlar programları ile Cumartesi ve Pazar günleri ekranlardasınız. Nasıl geçiyor?

Çok keyifli. Radyo ve televizyonda akustik programlar yapmaya başladığımda amacım en yalın haliyle müziği dinleyiciye ulaştırmakta aracı olmaktı. 12 yıl önce Sıla ile bir radyo stüdyosunda başlayan bu akustik hikâye büyüdü ve geniş kitlelere ulaştı. Üniversitelerde, radyolarda, ana akım Tv kanallarında yapımcısı olduğum akustik programlar zamanla çeşitlendi ve farklı formatlara dönüştü. İyi ki de böyle oldu. Akustik konserlerde de, programlarda da şarkının duygusunu daha gerçek yaşadığımızı düşünüyorum. Doksanlar ise benim hayatımın dönüm noktası olan bir dönem. “Doksanlar” programında hem kendi çocukluk ve gençlik hikâyemi anlatıyorum hem de ortak hafızamızda yer alan anılara eşlik ediyorum.
İleriye yönelik başka planlarınız/projeleriniz, hayalleriniz neler?

 

Bir sonraki kitap için aklımda bir kurgu var. Farklı acıları çekerken yolları kesişen insanların hikâyelerini anlatmak istiyorum. Karşılaşınca ötekinde yaralarından izler bulan, hayata beraber direnen, birbirlerine ışığı gösteren insan hikâyelerini her birinin gözünden ayrı ayrı anlatmayı istiyorum. Hepimizden izler taşıyan bu hikâyeleri bir terapist gözüyle aktarmak istiyorum. Bireysel terapi seanslarıma devam ediyorum. Kafa Dergisi’ne yazmaya ve medyada programlar yapmaya da devam edeceğim. Önümüzdeki sezonda çok farklı olacağını ve geniş kitlelere ulaşacağını tahmin ettiğim farklı bir akustik programın yapımcılığını üstleneceğim.

Umut DURAN: Güncel Kültür Sanat Dergisi ekibi adına bize değerli vaktinizi ayırıp sorularımıza içtenlikle cevaplar verdiğiniz için çok teşekkür ederim.

Gökhan ÇINAR: Ben teşekkür ederim güzel sorularınız için. Sevgiler…

 

Röportaj: Umut DURAN

 

Çok Okunanlar

404 Not Found

Server Error

404

Page Not Found

This page either doesn't exist, or it moved somewhere else.


That's what you can do

Türkiye'nin en zengin içerikli Kültür Sanat portalı.

Tüm haberlerimizi Cinemaximum Sinemalarında ücretsiz dağıtılan dergimiz ile de takip edebilirsiniz.

Copyright © 2016 Kültür Sanat. Türkiye'nin en eğlenceli Kültür Sanat dergisi.

YUKARI