MÜZİK

Kültür Sanat Ekim Röportajları: Selda Bağcan

Kültür Sanat Ekim Röportajları Selda Bağcan

Selda Bağcan’ın hayatı, müziğe bakışı, şarkıları, albümleri, kedileriyle geçen yaşamını siz değerli okurlarımız için ele aldık. Yalıkavak’ta buluştuk ve sohbette başladık.

Selda Bağcan’ı ilk ne zaman dinledim? Kaç yaşındaydım, hangi ruh halindeydim? Tüm bunları hatırlamaya çalışıyorum ama o kadar uzak ki, hafızam da yerini bulamıyorum.  Yani söylemeye çalıştığım Selda’yı dinlemenin yaşı yok. Sadece Türkiye değil, tüm dünyanın alkışladığı, ilgiyle dinlediği bir ses ve protest kişiliğiyle insanlığa armağan bi dosttur. Şarkılarında anlamlı satırlar, müziğindeki dokunuş ve o ses tonu…  Offf işte o ses tonu bizi bizden alan ses tonu, tarifi yoktur o ses tonunun. Şarkı söylemeye başladığında dünya da boyut değiştirirsin. Sahneye çıktığında mana dolu satırlara, hayat veren müzik çalar;
“Aman gazeteci gel bizim köye bizim halları da yaz
Şehirde ojeli parmakları yazma
Bir de bizim köyde nasırlanmış elleri de
Yaz yaz gazeteci yaz,
yaz yaz efendi yaz”

Kültür Sanat Ekim Röportajları Selda Bağcan 1

1- Sizin için yapılan belgesel ve TV mülakatlarında defalarca anlattınız ama bir kez daha sizden dinlemek isterim. Müzik hayatına nasıl adım attınız?
Babam hayvan hastanesinin başhekimiydi. Hayvanları kurtarırdı. Bizi müziğe o, başlattı. Ben okula gitmeden önce evde bir mandolin vardı ve kendimi notayla mandolin çalarken buldum. Kardeşler olarak sinemada film başlamadan önce konser verirdik. İlginç bir aileydik.

2- İlk gitarı ne zaman elinize aldınız?
Babam, Van’da ölünce Ankara’ya geldik ve teyzem bize sahip çıktı. Teyzemin oğlunun kötü bir gitarı vardı, telleri kopuk filandı. Ben ilk gitar çalmaya öyle başladım. 15 yaşındaydım ve acayip gitar çalarak şarkı söylüyordum. Ankara Radyosu’na bantlar yaptık, yabancı dilde şarkılar söylerdim. İngilizce, İtalyanca ve İspanyolca şarkılar söylüyordum. Hatta İspanyolcayı öyle bir söylemişim ki beni İspanyol Büyükelçisi’nin kızı sanmışlar.

3- Erkan Özerman’ın rolü ne oldu?
Erkan Özerman beni keşfetti. Erkan Abi benimle mukavele yaptı; “müzik dünyası Yahudilerin elinde seni Zelda yapacağım” dedi. “Yok Erkan Abi yapma, ben Selda’yım, Zelda filan olamam dedim…” İşte böyle başladık. Zelda olmadım.

SELDA BAĞCAN: DÜNYA BENİ 70’Lİ VE 80’Lİ YILLARDA KEŞFETMİŞTİ

4- Dünya genelinde karşılaştığınız ilgiye değinmek istiyorum. Siz bu ilgiyi nasıl yorumluyorsunuz?
Her şey kendiliğinden oldu. Dünya beni 70’li ve 80’li yıllarda keşfetmişti. İngiltere’deki Guardian Gazetesi, beni ta o yıllarda yazmıştı. Yine cezaevine girince bir şarkıcının hapse girmesi tuhaf geldi onlara. 12 Eylül döneminde şarkılarımdan dolayı 3 kez hapse girmiştim. 7 ayrı mahkemede yargılandım ve 9 yıl sürdü yargılanma. 1980 ile 87 yılları arasında pasaportuma el konuldu. O yıllarda bir çok festival konseri için davet aldım ancak pasaportum olmadığı için gidemedim.

Kültür Sanat Ekim Röportajları Selda Bağcan 2

5- Cezaevi yıllarınızda yalnız kaldınız mı?
Evet kaldım. Özellikle solcu arkadaşlar yalnız bıraktı. Çok ilginçtir Zeki Müren arar ve sorardı. 12 Eylül 1980 darbe döneminde; 1981 yılında bir kere, 84’de iki kere cezaevine girdim.

TÜRKÜ SÖYLEDİĞİM İÇİN CEZAEVİNE GİRDİM

6- Türkü söylediğiniz için mi cezaevine girdiniz?
Birincisi Koçero’dan. Hasan Hüseyin Kormazgil’in ünlü şiirini bestelemiştim. 1976’da yayınlandı kitap olarak yayınlandı. 1978’de beste yaptım. İlk olarak Almanya’da yayınlandı. Türkiye’de cesaret edemediler lakin korsanları gelmiş. Bir gün çok kibarca evden götürdüler. Kapı çalındı bir kimlik burnumuza doğru uzandı. Sivil polislerdi. Komşulara rezil olmamak için içeri buyurun ettik. Kapıda da sivil araba bekliyor, bindik ve gittik. Gidiş o gidiş Metris’te kaldım. Türkü söylediğim için cezaevine girdim. Cezaevine girdiğim gece cezaevi ayaklandı. Herkes marşlarla beni karşıladı. O dönemde ben işkence görmedim. Mahkemede “bu şarkı senin mi?” dediler “dinleyim hangi şarkıymış” dedim, dinledim ve söyleyen de, şarkı da bana ait olduğu belliydi.

7- Yasaklama cezaevi öncesiydi sanırım.
Evet! 1972’den 1992’ye kadar TRT ve Radyolarda yasaktım. 1972’de Mapushanelere güneş doğmuyor ile yasak başladı.

 
8- Dünya sizi günümüzde değil, 70’li yıllarda zaten keşfetmişti askeri darbe engeline rağmen…
Evet! 1986 yılında Peter Gabriel tarafından desteklenen Womad Vakfı’nca düzenlenen uluslararası festivale davet edildim, pasaportum olmadığı için gidemedim. Ancak festival plağında benim bir şarkıma yer verdiler.

9- Hangi şarkıydı?
“Türk köylüsü” Nazım Hikmet’in şiiri, benim bestemdi. Festival plağında bu şarkının yer almasıyla birlikte tüm dünya radyoları bu şarkımı çalmaya başladı; Finlandiya’dan İsrail’e kadar… Besteyi bozlak tarzında, uzun hava gibi yaptığımdan olsa baya beğeni aldı. Akabinde tüm dünyadan konser davetleri gelmeye başladı.

10- Günümüzde dünyanın en büyük festivallerinde sahne almaya başladınız. Örneğin Barselona’da gerçekleştirilen Primavera Sound 2016’da dünyanın bir çok noktasından katılan müzik severler sizin şarkılarınıza eşlik etti.
Evet o festival çok keyifliydi. Binlerce genç şarkılarımı söylüyor ve halay çekiyorlar. Barselona’da gördüğümüz ilgi çok güzeldi. Ama bunların da öncesi var. 2006 yılında İngiltere’deki plak şirketinin “Türkülerimiz 2” adı altında Anadolu folk rock plağını yeniden yayınlamak istediler, 2006’da yayınlandı. 2010 Grammy Ödüllerine en iyi rap albüm ve en iyi performans dallarında aday gösterilen Brooklynli hip-hop’çı Mos Def’in albümünde “The Ecstatics”te yer alan “Supermagic” adlı parça da “İnce İnce Bir Kar Yağar” türküsünü kullandı. Peşi sıra bazı oyunlarda, dizilerde şarkılarım kullanılmaya başlandı ve Amerika’daki ünüm böylece geniş kitlelere yayıldı.

Kültür Sanat Ekim Röportajları Selda Bağcan 3

11- Bu tüm bunların size maddi getirisi oldu mu?
İngiltere’deki firma benden hiç izin almadan Amerika’ya satmış. Benim hiç bir gelirim olmadı tam tersine Amerika’daki avukatlara para verdik. Yani üzerinde para harcamış oldum.

12- Heyecanlanır mısınız?
Hem de nasıl hala çok heyecanlanırım. Kendimi yiyip bitiriyorum, sesin çıkacak mı, çıkmayacak mı? Resmen zulüm yapıyorum.

13- Hayvanlara olan ilginiz?
Az önce de dediğim gibi Babam hayvan hastanesinin başhekimiydi. Veterinerdi ve hayvanları kurtarırdı. Benim sevgim de babama dayanıyor. Tüm hayvanları seviyorum. Bodrum’da kediler için “Kedi Evi” yaptım. Onları beslemek, onlarla zaman geçirmek beni dinlendiriyor.

Selda Bağcam Remix Albümü yayınlandı
Selda Bağcan’ın kült şarkılarının Acid Pauli, Ambassadeurs, Doğukan Manço, Catwork, Her Douglas, Cafi gibi ünlü DJ’ler tarafından yapılan ve yurt dışındaki eğlence mekânlarında, partilerde çalınan remikslerinden oluşan “Selda Bağcan Remix” albümü satışa çıktı. Süpervizörlüğünü Onur Özışık ile İpek İpekçioğlu’nun yaptığı 10 şarkılık albüm serisinin ilkinde sanatçının; “Kâtip Arzuhalım”, “Gesi Bağları”, “Dam Üstüne Çul Serer”, “Gine Haber Gelmiş”, “İnce İnce”, “Nem Kaldı”, “Yanyana Olunca Güzel” gibi kültleşmiş parçalarının remiksleri yer alıyor. Satışa çıkar çıkmaz büyük ilgi gören albümde, Moguz, İpek İpekçioğlu, Fattısh, Kozmonotosman, gibi Dj’lerin eserleri de yer alıyor. Majör Müzik’ten yayınlanan albüm özellikle Ege sahillerinde yaz partilerine damgasını vurdu.

Röportaj: Volkan Yüksel

Çok Okunanlar

Türkiye'nin en zengin içerikli Kültür Sanat portalı.

Tüm haberlerimizi Cinemaximum Sinemalarında ücretsiz dağıtılan dergimiz ile de takip edebilirsiniz.

Copyright © 2016 Kültür Sanat. Türkiye'nin en eğlenceli Kültür Sanat dergisi.

YUKARI