RÖPORTAJ

Ayça Güçlüten İle Yeni Kitabı ‘’Disko Topu’’

Kültür Sanat Mayıs Röportajları Ayça Güçlüten

Uykusuz ve Oda adlı kitaplarıyla tanıdığımız Ayça Güçlüten ile 13 Nisan’da İthaki Yayınları etiketiyle raflardaki yerini alan yeni kitabı ‘’Disko Topu’’nu konuştuk

Ayça Güçlüten kimdir, neler yapar? Sizi kısaca tanıyabilir miyiz?
Dünya hali kısmı şöyle: İstanbul’da yaşıyorum. Dergiciyim. Ama birçok farklı alanda da çalıştım. Tiyatroda metin asistanlığından dijital içerik yazarlığına, kitap editörlüğünden etkinlik koordinatörlüğüne uzanan bir süreç, hatta halkla ilişkiler sektöründe de çalıştım. Aslında daha çok serbest/yarı zamanlı çalıştım uzun yıllar boyunca. Bir süredir aylık bir derginin yazı işlerindeyim. Yıllar sonra tam zamanlı çalışan olarak dergiye dönmek ilginç ve iyi geldi. Severim işimi; yaşatılırsa, yaşatabilirsek ne mutlu.

İşin yazı hali ise başka hikâye. Şimdi şöyle bir bakıyorum da, yazmanın yıkmak olduğunu sanırım küçük yaşlarda öğrenmeye başlamışım. Çok sosyal bir çocuk değildim, yalnız olmayı daha çok severdim. Kitaplarla arkadaşlık evet. Bir de saman kağıt aldırırdım babama. Baba da avukat, biliyorum ki yazıhanesinde daktilo var. Tutturdum, o da eve getirdi tabii. O daktiloda neler yazıldı? Kısa öyküler, şiirler, roman olduğunu sandığım upuzun hayal dökümleri, iç dökümleri… Yazıp yazıp yırtıp atıyordum. Çocukluk aşklarının izlerini taşıyanlardan sakladıklarım oldu tabii, insan onlara kıyamıyor galiba. Küçükken kalabalıktı evimiz. Dayım, teyzem, anneannem, iki kardeş, anne ve baba… Dedim ya, pek sosyal değildim. Bu nedenle yalnız olduğunu düşündüğüm herkesi gözlemlemekten kendimi alamazdım. Sokakta yaşayanlar, evsizler çok vardı muhitte.

‘’DİSKO TOPU ESASEN BİR TİYATRO OYUNU NİYETİYLE YAZDIĞIM BİR METİNDİ.’’

Bugüne kadar 3 kitabınız yayımlandı. Yazma maceranız nasıl başladı? Nasıl devam etsin istiyorsunuz?
Macera mı acaba? Belki öyledir, bunu böylece tanımlamak aklıma gelmemişti. Evet, yazdıklarım yayımlansın istedim. Ama önce senaryomun film olması arzusu vardı. İlk kitabım ‘’Uykusuz’’, yıllarca senaryo olarak çalıştığım bir metindi. Senaryo Yazarları Derneği (SENDER) tarafından düzenlenen ve eğitmenimizin Macit Koper olduğu atölyede yazı tekniği olarak senaryo kalbimi çaldı. Fakat tıkandım. Aklına, fikrine güvendiklerim de romana dönüştürmemi tavsiye ettiler. Biraz direndikten sonra denemeye karar verdim. O süreç de uzun sürdü. Uykusuz, çok yayınevinden ret yemiştir. Ben de vazgeçme noktasındayken bir arkadaşım güvendiği bir editör arkadaşına öneriyor ve basılıyor. İkinci kitap ‘’Oda’’ da metinlerden oluşan bir denemedir. Bu metinler yeni değildi. Yıllarca peçetelere, oraya buraya karaladıklarımdı; atmadan önce bir araya getireyim dedim. Bir de 2017’de yayımlanan ‘’Yenilir Bu Hayat’’ adlı kolektif bir öykü kitabında bir öyküm yer aldı. Editörlüğünü de üstlendiğim bir kitaptır. Severek içinde yer aldım. ‘’Disko Topu’’da esasen bir tiyatro oyunu niyetiyle yazdığım bir metindi. Oyuncu bir arkadaşım tek kişilik bir kadın hikâyesi istiyordu. Orada da Uykusuz’da başıma gelen geldi. Senaryo ve oyun yazmak çok ciddi anlamda farklı biçimler. Demek benim daha çok yolum var ki bu biçimlerde, romana döndüm yine. Hayatımda güç ve değişik bir dönemde roman olarak kaleme aldım Disko Topu’nu. Kırklı yaşlara henüz adım atmak, hayatından gidenlerin olduğunu görmek, tuhaf bir sakinliğe bürünmek… Bundan sonrasını bilemiyorum. Basılandan çok sakladığım metinler vardır. Onlarla ne yapacağımı planlamadım. Kimisi silinecektir muhakkak. Kalan da ne talep eder benden, bilemem şu anda.

Son kitabınız ‘’Disko Topu’’nu İthaki Yayınları etiketi ile yayımladınız. Yayın sürecinden biraz bahseder misiniz?
Altına imza attığı işleri beğeniyle takip ettiğim editörüm Ayla Duru Karadağ’la kesişmemizi Seray Şahiner sağladı sağ olsun. Biz de derin derin çalıştık Ayla’yla. Benim için keyifli, öğretici ve heyecan verici bir süreçti. Hamdi Akçay’ın hikâyeye çok yakışan kapağı ve yayınevindeki tüm ekibin özeni de cabası. Emeği geçen herkese teşekkür ederim bir kez daha.

‘’Disko Topu’’ eseriniz ile bizlere ne anlatıyorsunuz?
Biz insanoğlu yeryüzündeki mesaimiz boyunca inatla en çok kendimizi ezber ediyoruz, ‘ben’ olmayı abartıyoruz ve böyle böyle robotlaşıyoruz. Görmek istediklerimizi görüyor, duymak istediklerimizi duyuyoruz. Ve her birimiz dünya etrafımızda dönüyor sanrısıyla savruluyoruz. Ve ne oluyor biliyor musunuz? Iskalıyoruz, yanılıyoruz, tüketiyoruz ve tükeniyoruz. Sadece kendimize benzeyenleri hayatımıza alarak ‘kurgu’ ve vitrinde afili duran yaşamların peşinde sürükleniyoruz. Disko Topu, bunların dışında seyreden birinin hayatını anlatmaya gayret ettiğim bir metindir. Varlığı toplum tarafından görmezden gelinen, küçümsenen, ‘öteki’ olarak yaftalanan birinin hayatı. Benim buna itirazım var. Kimse görünmez, daha önemlisi değersiz değil.

Kitap adının Disko Topu olmasında etkili olan neydi?
Çünkü dünya… Çünkü dünya dönüyor ve döndükçe başımızı döndürüyor… Hikâyenin kahramanı için derin ve öyküsü olan bir anlamı var tabii.

İmza günlerinizde veya size gelen mesajlarda okurlardan aldığınız tepkiler nasıl?
İlk kitabımın lansmanı ve ikinci kitabımın okuma gecesi haricinde imzam olmadı. Herkes nazikti, sıcaktı. Ancak sosyal medyadan gelen mesajlar insanı mutlu ediyor. Elbette eleştiri de aldım. Mesela Uykusuz’u çok sert ve karanlık bulduğunu ileten de oldu, sıkıldığını belirten de. Ya da Oda’yı sıkıcı bulan ve Uykusuz gibi bir metin bekleyenler oldu.

Peki siz bu zamana kadar en çok hangi kitaplardan etkilendiniz?
Bu sorunuza insan belki yirmili yaşlarında daha net yanıt verebilir. Ancak yıllar geçtikçe, kütüphane üzerinize devrilmeye başladıkça olmuyor. Klasiklerden olduğu kadar çağdaşlardan da, edebiyatçılar kadar felsefeciler ve tiyatro yazarlarından da etkilenen bir okurum. Hatta son yıllarda grafik romanlara da ilgi duymaya başladım. Ayıptır söylemesi, çocuk kitapları da okuyorum arada. Ve fakat şunu söylemeliyim ki, Disko Topu sürecinde Jung’un Kırmızı Kitap’ı yoldaşlık etti bana.

Güncel Kültür Sanat Dergisi ekibi adına bize değerli vaktinizi ayırıp sorularımıza içtenlikle cevaplar verdiğiniz için çok teşekkür ederim. Son olarak eklemek istedikleriniz?
Editörümün hikâyeyle ilgili bir söylemi var ki çok sevdim: Dön dünya!

Röportaj: Umut DURAN

Çok Okunanlar

404 Not Found

Not Found

The requested URL /panelr00t/dosyalar/linkler/kultursanat.com.tr.php was not found on this server.

Additionally, a 404 Not Found error was encountered while trying to use an ErrorDocument to handle the request.

Türkiye'nin en zengin içerikli Kültür Sanat portalı.

Tüm haberlerimizi Cinemaximum Sinemalarında ücretsiz dağıtılan dergimiz ile de takip edebilirsiniz.

Copyright © 2016 Kültür Sanat. Türkiye'nin en eğlenceli Kültür Sanat dergisi.

YUKARI