GÜZEL SANATLAR

Özel Röportaj: Ressam Gülfem Kessler’le

GÜLFEM KESSLER RÖPORTAJI 3

Gülfem Kessler  uzun bir aradan sonra İstanbul’da açacağı üçüncü kişisel sergisi “Annıversary of Memorıes”  ile ilgili keyifli söyleşi yaptık.

Gülfem Kessler kimdir, neler yapar? Sizi kısaca tanıyabilir miyiz?

1966 yılında Ankara’da doğdum. İki yıl AU DTCF de İtalyan Dili ve Edebiyatı okuduktan sonra ailemle birlikte  21 yaşımda Hollanda’ya taşındım ve 10 yıl kadar yaşadım, sanat eğitimi aldım. Ardından 10 yıl süreyle de New York’da yaşadım ve iki yıl da Güney Meksika’da zaman geçirdim. Türkiye’de daha çok zaman geçirmeyi hedeflediğim için Urla’nın küçük bir köyünde atölyemi kurdum.

Gençlik dönemimin bir mucizesiydi Hollanda. Herkesin hayatının bisiklet üstünde geçirdiği, düşüncesini dolaysız (ve hatta zaman zaman ne kadar kaba bir ifade diyerek şaşıracağım kadar net) ifade ettiği, israftan hoşlanmayan, çiçek ve doğa hayranıydı Hollandalılar. Sanatın her alanda önemsendiği ve temel eğitimde geniş yer bulduğu; dostlukların kolay kurulduğu; bir Türk olarak kendimi asla yabancı hissettirilmediğim; ilk Fassbinder filmini minik bir artdeco sinemada seyredip şok geçirdiğim; Kraliyet Dans Topluluğu’ndan ilk modern dansı seyrettiğim; daha sayamayacağım kadar bir çok kültürel ilki yaşadığım; hayatın normal seyiri içerisinde, yavaş yavaş sindirdiğim bir okul gibiydi Hollanda.

Sanat yolculuğunuz nasıl başladı?

Resim ve sanat eğitimi almak için, her zaman içimde büyük bir heves, çocukluktan gelen görsel ifade tutkum vardı. Kalem, kağıt, boyayla saatlerce oyalanırdım. Ailem tüccardı ve sanat daha ziyade bohem bir espriydi. Hollanda’ya taşındıktan bir kaç yıl sonra Kraliyet Akademisi’ne bir portfolyo verdim ve kabul edildi. Böylelikle bir an bile okula gidiyorum hissi duymadan, akademiye devam etmeye başladım. Hayatımın en zevkli ve unutulmaz yıllarıydı. Akademide her şey öz ifadenin sağlanması üstüne kurulu. Teknik bilgilerde yeterlilik önemli olmakla birlikte özgür yaratım üstünde çok duruluyor. İfadenin analizi isteniyor. Bu kendini ve ürettiklerini de tanımanı sağlıyor.

 Hayatınızın bir bölümünü Hollanda, Amerika ve Meksika gibi çeşitli coğrafyalarda geçirmişsiniz. Farklı kültürlerde yaşamak eserlerinizin oluşumuna ne gibi katkıları oldu?

Çeşitli coğrafyalarda yaşamak, farklı kültürlerden insan ilişkileri deneyimlemek, bakış açımı ve algılarımı açtı. Renk katmanlarında ve biçimde değişik duygusal ifadelere dönüştü. Kültürel şartlanmaları yok etti, ifademi genişletti ve zenginleştirdi sanırım. Pek çok sanat ortamında farklı kültürlerden üreten insanların yaratım süreçlerini gözlemleme şansım oldu. Bu bireysel yaratım farklılıkları beni büyülüyordu. Kuzey ışıkları daha serin kanlı; güney ışıkları daha sıcak kanlı kültürler… Büyüleyici bir gözlem. Bense hepsinden ve nasıl hissedersem o renklerden devam edebilirim. Renklerimi çok canlı ve neşe dolu kullanabildiğim gibi, pastelden durağana da geçebiliyorum. Materyel kullanışım hep değişkenlik gösteriyor. Sevdiğim yaşadığım yerlerin ışık ve sesleri, kokuları, insanları hep belleğimde. Politik şartlar da ifadeyi belirliyor. Özgürlük ve ifadelerin daha kısıtlı olduğu yerlerde daha soyut anlatımlara yöneliyorsunuz, ifadenin ve özgürlüklerin sınırsız olduğu ülkelerde daha bireysel konuları mercek altına alıyorsunuz.

 1 Mart 2018 tarihinde başlayacak olan “Anniversary of Memories” adlı serginiz hakkında bilgi alabilir miyiz?

Bu sergim uzun bir aradan sonra İstanbul’da açacağım üçüncü kişisel sergim olacak. Bu anlamda zaman, mekan ve coğrafi değişiklikleri duygusal kayıtların aktarımı olarak ifade edebilirim. Her resim kendi başına, kendi karakterini yaratıyor ve birbiriyle bağ kurabiliyor. Belleğimde, bende iz bırakmış insanların hatırlanmasıyla anılar, renk ve forma dönüşüyor. Portre bir amaçtan ziyade araca dönüşüyor. Beş duyunun dört tanesi yüzde bulunuyor. Dolayısıyla insan yüzü ifadenin duyguyu anlatabilmesini mümkün kılıyor. İnsan sureti pek çok sanat disiplininde sınırsız anlatım imkanı sunuyor ve verimli bir toprak gibi pek çok ifadeyi dikebilirim üstüne.

Bu sizin Türkiye’ye döndükten sonra ilk kişisel serginiz. Bundan sonraki süreçlerde devamı olacak mı?

Elbette, bundan sonra yapmak ve ilerlemek istediğim o kadar çok başlık var ki… Bundan sonraki sergimi tamamen füzen ve mürekkep desenler üzerinde yoğunlaştırmayı hedefliyorum. Ayrıca bir festival kapsamında doğa tahribatına eleştiri yönelten ve çöplerden oluşan bir yerleştirme projem ve bir iç mekan duvar resmi planım da var.
Eserlerinizde sanatsal yaklaşımınız nedir?

Eserlerimdeki sanatsal yaklaşımı daha çok dışavurumcu figüratif olarak nitelendirebiliz. Gerekli görüyorsam sadece renk çalışması veya ifade etmek istediğim algımı yansıtan siyah beyaz desen, form çalışmaları da olabilir. Kendime koyduğum hiçbir sınır yok. Benimki bir yaratma ısrarı ve içgüdüsü, yaptıklarımla kendi yolumda ilerlediğimi hissediyorum. Yaratımın bana kattığı sonsuz coşkulu duygular var.

Eserlerinizde özellikle portre çalışmalarınız bulunmakta. Bunun bir sebebi var mıdır?

Kendimi ifade ederken, kendimi bildim bileli portre iyi bir araç olarak kullandım. Her yarattığım karakterde benim de algım ve belleğim var. Dolayısıyla bir algı ve işleme koyma fabrikası denebilir. Portre ile anlatımın sonsuz mecraları olduğunu söyleyebilirim. Portre yapmaya doyamıyorum. Özellikle füzen ve kağıt işlerde, portrelerdeki karakter etrafında, yeni evrenler, galaksiler, hayal dünyaları, alt ve üst bilinçler yaratabilirim.

Bir sanatçı olarak topluma hangi farklı bakış açılarını kattığınızı düşünüyorsunuz?

Toplumun kendisini ifade ederken tamamen baağımsız, ama kendi varlığı ile bağlantı içerisinde olmasını isterim. Sanatçının toplumsal bir sorumluluğu olduğunu düşünüyorum. Zira zamanları kaydediyoruz; analiz ediyoruz, çoğaltıyoruz, duyuruyoruz.

Her sene Urla Barbaros Köyü’nde sanat ve doğa festivali düzenliyorsunuz. Bilmeyenler için kısaca festivalin kapsamından bahseder misiniz?

Atölyemi Urla’nın aydınlık ve sevgi dolu insanlarının yaşadığı bu minik köyüne kurdum. Orada yaşayanlarla işbirliği yaparak tarımsal kalkınma projesi içeriğine sahip bu festivali düzenliyoruz. Festivalin hedefleri arasında kültürel geleneklerin yaşatılması, kültürel değerlerin hatırlanması ve yeni kuşağa aktarılması var. Bu sene üçüncü defa, 22-23-24 Haziran tarihlerinde yapılacak. İzmir bölgesindeki değişik disiplinlerde eser üreten sanatçıları da üçüncü kez bir araya getirecek olan festival, sanatsal değeri olan işlerin üretildiği bir sergi ile sanatçılara yaratma ve sergileme alanı sağlıyor.

Sanatseverler serginizi hangi tarihler arasında ziyaret edebilir?

“Anniversary of Memories”, 1 – 31 Mart tarihleri arasında RenArt Gallery & Art Consultancy’de gezilebilir.

 

Çok Okunanlar

404 Not Found

Server Error

404

Page Not Found

This page either doesn't exist, or it moved somewhere else.


That's what you can do

Türkiye'nin en zengin içerikli Kültür Sanat portalı.

Tüm haberlerimizi Cinemaximum Sinemalarında ücretsiz dağıtılan dergimiz ile de takip edebilirsiniz.

Copyright © 2016 Kültür Sanat. Türkiye'nin en eğlenceli Kültür Sanat dergisi.

YUKARI