SİNEMA

Dikkat Çeken Bosna Belgeselleri Yapımcısı Onur Kök

275A9909

Son Dönemde Bosna Üzerine Çektiği Belgelesel Yapımlarla Dikkatleri Üzerine Çeken Genç Yönetmen Onur Kök ile Kültür Sanat için bir araya geldik

KS – Beykent Üniversitesi, G.S.F. Sinema Televizyon Bölümünden mezun olduktan sonra 2005’ de önce asistan olarak başladığınız sektörde hızlı bir yükseliş göstererek kendi filmlerinizi çektiğiniz ve yönettiğiniz bir konuma geldiniz. bu aşamaya gelinceye kadar olan süreci biraz sizden dinleyebilir miyiz?

OK -Beykent Üniversitesi G.S.F Sinema Televizyon bölümünün 1.sınıfı tamamladıktan sonra yaz tatilinde, okuldan da hocam olan Değerli Yönetmen Yalçın Yelence’nin Gülşah Filme çekmiş olduğu ‘’Babba’’ adlı televizyon filminde asistan olarak bu sektöre girmiş bulundum . Üniversite hayatım boyunca hem okuyup hem de geriye kalan zaman zarfında değerli yönetmenlere setlerinde asistanlıklar yaptım . Bunlar Yalçın Yelence , Avni Kütükoğlu . Üniversiteden mezun olana kadar Tv film, Tv dizisi ve müzik kliplerinde Prodüksiyon asistanlığı , Sanat asistanlığı , Reji Asistanlığı gibi görevlerde bulundum. 2008 yılında Üniversiteden mezun olduktan sonra Aksoy Film AKSOY yapımcılığında Avanak Kuzenler , 2009 yılında Recep İvedik 3 , 2010 yıllında ise Fetih 1453 sinema filminde Yönetmen asistanlığı yaptım. Yaklaşık olarak 7 yıllık asistanlığın sonrasında 2012 yılında BOSNA’DA GÖNLÜM SONBAHAR adlı belgesel filminde ilk profesyonel Yönetmenlik kariyerim başladı . 2014 yılına kadar çeşitli promo, viral reklam ve müzik klibi yönetmenliği yaptım. 2014 yılında ise BOSNA RULETİ adlı ikinci belgesel filmimi çektikten sonra 2015 mart ayında Londra’ya yerleştim. 3 senedir Londra’da yaşamaktayım. Müzik klipleri, viral reklamlar ve belgesel film çekmeye devam etmekteyim.

KS- Yurtdışında yaşıyorsunuz. Özel sebeplerden mi oradasınız yoksa film çekmek için daha elverişli bir ortam mı buldunuz?

OK – 2015 Mart ayından itibaren Londra’da yaşamaktayım . Londra yolcuğumdan bahsetmek gerekirse, aslında benim Londra hayranlığımdan dolayı burada yaşıyor olmam daha doğru olabilir. 2012 yılından itibaren sürekli tatile gittiğimden dolayı Londra’daki yaşama karşı biraz tutkum oldu. Yapmak istediğim, içinde bulunmak istediğim Müzik Klipleri ve Reklam sektörü anlamında Londra en doğru şehirdi benim için. 2014 yılında IPRA’nın Türkiye deki son organizasyonun promo videosunu

çekmiştim .London’dan katılan bir Reklam firması benimle çalışabileceğini iletti . Bu tekliften sonra hiç düşünmeden kabul ettim ve yolculuğumun başlangıcı böyle oldu aslında.

KS – Son dönemlerde daha çok belgesel filmler üzerine çalıştığınızı görüyoruz. Belgesel çekmeye sizi iten şey neler oldu?

OK- Okuldan hocam olan Değerli Yönetmen Yalçın Yelence ile okul haricinde de diyaloğumuz çok iyiydi. Kendisine 5 sene asistanlık yapmıştım. Yalçın hoca her zaman sohbetlerimizde Belgesel film çekmemin ve Belgesel filmde çalışmamın bana ilerde Sinema filmi çekmek istediğimde çok büyük katkılarının olacağını sürekli anlatıyordu.Belgesel filmlerine başlangıcım bu doğrultuda başladı. Daha sonra 2012 yılında gerçekleştirdiğim Bosna’da Gönlüm Sonbahar adlı belgesel filminde, Bosna Savaşında Tecavüze uğramış kadınların hikayelerini anlattım. İnsanların yaşadıklarını sanat yoluyla bir çok insana ulaştırmanın vermiş olduğu sorumluluk ile belgesel filmlerin önemini algıladım . Daha sonra 2014 yılında yeniden Bosna savaşı ile ilgili çekmiş olduğum Bosna Ruleti adlı belgesel filmide çeşitli başarılara ulaşmasından sonra, kendime Evet artık her sen bir insan hikayesi belgeseli çekmek , insanların yaşadıklarını bütün dünyaya anlatmak gibi bir sorumluğu yükledim. Çünkü Belgesel film belge filmdi , çünkü Belgesel film maneviyattı benim için.

KS – Belgesel çekmek ile film çekmek arasında bir karşılaştırma yapabilir misiniz? İki tarafında farklı zorlukları ve keyfi olmalı.

OK – Sinema filmlerinde asistanlıklar yaptım ama Yönetmenlik yapmadım henüz (gülüyor)  Türkiye’de gerçekten çok değer bulmuş filmlerdi. 1 Aralık’ta vizyona girecek olan Geçmişteki Sır adlı Sinema filminde Uygulayıcı Yapımcı görevinde bulundum. Sinema filmleri, yazılan senaryoyu en doğru şekilde izleyiciye ulaştırmak zorundasınız. Çünkü bir ticari kaygınız oluyor. Bu anlamda aslında sinema filminde çeşitli kaygıları ve çeşitli gişe kodlarını filmlerinize uygulamak zorundasınız .Bu da çok özgür olabileceğiniz anlamına gelmiyor. Ama diğer tarafta bağımsız filmlerde bunları söyleyemeyiz. Tamamıyla Yönetmen filmleri diyebiliriz Benimde tercihimi soracak olursanız Bağımsız filmleri izlemeyi daha çok tercih ediyorum.

Belgesel filmleri benim için gerçekten ikinci okul . Hem teknik bilgi hem de teorik bilgi olarak gerçekten çok büyük katkıları oluyor Yönetmenliğe. Belgesel filmi çekmek gerçekten kendimi özgür hissettiğim bir yer. Anlattığım hikayeler, insanların geçmişte yaşadıklarını toplumlara ulaştırmak, insanların yaşadıklarına bir nebzede olsa ortak olmak, gerçekten o insanlar ile o günlere çok eşsiz bir duygu. Eğer ki o insanların hikayelerini hiç bilmeyen insanlara coğrafyalara ulaştırabilmeyi de başardınız mı Belgesel filmin önemini gerçekten kendinizde tarifi mümkünsüz bir mutluluk ile yaşıyorsunuz.

KS- Bosna savaşı ve sonrasındaki trajedi üzerine belgelerler çekiyorsunuz. 2014’de ‘Bosna Ruleti’ isimli bir Bosna belgeseli çekmiştiniz Şimdi ise yeni bir Bosna filmi projeniz var. Bunun özel bir sebebi var mı?

OK- 2012 yılında Bosna’da Gönlüm Sonbahar adlı Belgesel film benim ilk belgeselimdi. Hikayesi Bosna Savaşında tecavüze uğramış kadınlar ve tecavüzden doğmuş çocuklardı . Bu belgesel filmim dünyada 14 international film festivaline davet edilip 2 ödül kazandım . İkinci Belgeselim Bosna Ruleti adlı belgeselimdi. Hikayesi Bosna Savaşında insan avcıları Sırp Sniper ları ile ilgiliydi.Bu belgeselimde dünyada 7 international film festivaline davet edildi.

Şuanda da çekimlerini tamamladığım ve kurgusunu yapmakta olduğum Küllerinden Güle Dön adlı üçüncü belgeselimi gerçekleştirdim.

Bu belgeselleri yapma amacımdan bahsetmem gerekirse ; 1992 – 1995 yılları arasında avrupanın ortasında insan katliami yapıldı . Avrupa her zaman medeniyetten bahsetti ama internet çağı diye adlandırdığımız çağda avrupanın ortasında yapılan 3 senelik katliama göz yumdu .

Benimde bir yönetmen olarak , avrupanın görmezden geldiği insanların yaşadıklarını bütün dünyaya sanat yoluyla anlatarak Avrupa’daki siyasilerin ve görmezden gelen insanların yüzleşmelerini istemem ve görmezden geldiklerinden dolayı utanç duygusu yaşamalarını istememdir.

KS – Son belgesel filminiz ‘Küllerinden Güle Dön’ ile Berlin Film Festivali’ne katılıyorsunuz. İlk gösterim de festivalde olacak bildiğimiz kadarıyla. Filmden bahsedebilir misiniz?

OK – Küllerinden Güle Dön adlı belgesel filmini 2017 Ekim ayında gerçekleştirdim . Yapımcılığını Göktan Göktaş , Görüntü Yönetmenliğini Gürol Beşer’in üstlendiği belgesel filmimin ilk gösterimini 2018 yılında Berlin Film Festivalinde gerçekleştireceğiz .

Filmimin konusu Bosna Savaşı başladığında 10 yaşında olan ve şuan da Bosna Hersek’in en önemli Heykeltraş ve Resim sanatçısı olan Adis Lukac’ın savaş döneminde yaşadığı bir Sırp Sniper hikayesini Simurg kuşu efsanesi ‘’Anka kuşuyla’’ simgelendirerek yeniden Küllerinden Doğuşunu anlatacağımız bir belgesel film oldu . 2018 yılında Berlin Film Festivalinde ilk gösterimini gerçekleştirip daha sonraki bütün uluslararası film festivallerinde yarışacaktır.

KS- Yakın dönemde yeni bir belgesel ya da film projeleriniz var mı?

OK – Sayfanızda bu değerli köşenizi bana ayırdığınız için Kültür Sanata çok teşekkürlerimi iletiyorum . 2018 yılında inşallah tekrardan bir kurmaca film ve bir belgesel projesi ile insanların yaşadıklarını toplumlara ulaştırmak gibi bir düşünce içerisindeyiz .

KS- Biz de bu keyifli sohbet için size teşekkür ediyor ve başarılarınızı devamını diliyoruz 🙂 

Çok Okunanlar

Türkiye'nin en zengin içerikli Kültür Sanat portalı.

Tüm haberlerimizi Cinemaximum Sinemalarında ücretsiz dağıtılan dergimiz ile de takip edebilirsiniz.

Copyright © 2016 Kültür Sanat. Türkiye'nin en eğlenceli Kültür Sanat dergisi.

YUKARI