RÖPORTAJ

Kültür Sanat Ağustos Röportajları: Çağatay Özkan

IMG_5521

Ağustos sayımızda, ilk uzun metrajlı filmi ile 11 Ağustos’ta vizyona girecek olan ‘Amigos Meksika Hazinesi’ öncesi Çağatay Özkan ile keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.

IMG_5474

1- Çağatay Özkan kimdir, neler yapar? Sizi kısaca tanıyabilir miyiz?
1974 İstanbul doğumluyum, İstanbul Teknik Üniversitesi Fizik Mühendisliği lisans programını bitirdim. Sinemayla üniversitenin sinema kulübünde tanıştım ve o gün sinemadan kopamayacağımı anladım.

 
2- Yönetmenlik serüveniniz nasıl başladı?
Söylediğim gibi ilk adımı Üniversite’de attım, eş zamanlı olarak İ.T.Ü. Tiyatro topluluğunda oyunculuk eğitimimi sürdürdüm. Mezun olduktan sonra Tv sektöründe işe başladım, reklam ve sponsorluk bölümlerinde çalıştım. Askerlikten sonra bir yurtdışı deneyimim oldu. İki buçuk sene Meksika’da kaldım ve Amigos’un senaryosunu orada yazdım. 2002 yılındaki ilk teşebbüsümde orada Amigos’u çekmeye çalıştım ama başarısız oldum.

 
3- Aslında hem yazıp, yönetip hem de oynuyorsunuz. Kendinizi tam olarak nerede görüyorsunuz?
Oyunculuğu, yazarlığı ve yönetmenliği seviyorum. Benim için hepsinin ayrı yeri ve önemi var ama ilk sırada yönetmenlik geliyor. Proje neyi gerektiriyorsa o alanda aktif olarak görev alıyorum. Amigos’ta amacım sadece kamera arkasında yer almak ve enerjimi tam olarak yönetmenliğe vermekti. Ancak Kaptan Cevdet karakteri için istediğim oyuncuyu bulamadım ve iş başa düştü. İki işi aynı anda yapmak ve istediğiniz seviyeye çıkarmak oldukça zor. Bir daha mecbur kalmadıkça aynı anda hem yönetmek hem oynamak istemiyorum.

 

IMG_5677

4- 11 Ağustos’ta vizyona girecek olan ve ilk uzun metrajlı filminiz ‘’Amigos Meksika Hazinesi’’ne gelecek olursak. Senaryolaşma sürecinden bahseder misiniz? Sizi bu filmi çekmeye yönlendiren sebep nedir?
Senaryoyu Meksika’da yaklaşık 15 sene önce yazmıştım. Bu geçen sürede, yaşadığım her olayda, her anda hep bu senaryoyu filme çekme sürecini hesapladım, analiz ettim ve yol planı çizdim. Kolay olmadı ama zaten kolay olmaması gerekiyordu. Elimizde olan diğer 4 senaryo arasından Amigos stratejik olarak daha ön plana çıktı ve onun üzerine yoğunlaşmaya başladık. Eğer söyleyecek bir sözünüz, gösterecek iyi bir numaranız varsa, başkalarından daha iyi yaparım diyorsanız, sahaya çıkacaksınız. Bizim de sahaya çıkma vaktimiz gelmişti.

 
5- Filmin ilginç bir konusu var. Kısaca filmden ve canlandırdığınız Kaptan Cevdet karakterinden bahseder misiniz?
Meksika’dan, kuantum fiziğinden, gizli bir hazineden, şemsiye muhabbetinden ve Mistik Zigsonya köyünden bahsedip, tüm bunlardan nasıl bir film ortaya çıkar, bunu seyreder misiniz, merak eder misiniz? diye sorsam ne cevap verirsiniz? Ama yine de sinema usulüne göre eğer tek bir cümleyle filmi tarif edersek, ‘Meksika üzerine yapılmış bir macera ve fantastik bir komedi’ diyebilirim. Farklı bir sos kattık yemeğin üzerine, her zevke hitap etmeyebilir ama yemekte bir sürpriz yapacağız bundan emin olabilirsiniz. Kaptan Cevdet, birkaç ana karakterle birlikte hikâyeyi sürükleyen karakterlerden biri. Sadece Cevdet için değil tüm karakterler için orijinal tipler yaratmaya çalıştık.
Kaptan Cevdet özeline gelirsek, hem Türk hem Dünya sinemasında bazı benzerlikleri olan bir karakter. Ama tam bir karşılığı yok. Zaten öyle olması lazım. Yarattığınız karakterler daha önce yapılmamış, orijinal karakterler olmalı.

 
6- Bu ilk filminiz ile gişe beklentiniz ne yönde?
Gişe, bir futbol maçı gibidir. Sonucu asla bilemezsiniz. Çok iyi hazırlanırsınız, çok iyi oynarsınız ama yanlış bir tercih, hakemin bir kararı, bir anlık hata maalesef yenilirsiniz. Çok kötü oynayarak ta kazanabilirsiniz. Sonucu ve gişeyi bilmiyorum ama bir şeyi çok iyi biliyorum. Eğer filmimiz aynı bizim gibi savaşır, sahada her şeyini ortaya koyarsa sonuç ne olursa olsun dimdik ve gururla oradan ayrılacaktır. Bir boksör gibi yere düşebilir, sert yumruklar yiyebilir, canı çok yanabilir hatta yenilebilir ama maçı ayakta bitirecektir.

 
7-Peki izleyici bu filme neden gitmeli?
Mühendislik eğitimi aldım ve bu yüzden her şeyi rasyonel, matematiksel ve teknik yönleriyle analiz eden bir yapım var. Aşk filmi ağlatmalı, korku filmi korkutmalı, komedi filmi de güldürmeli. Bu duygu olursa film görevini yapmıştır. Amigos’u seyredip 1,5 saatini verecek seyirciye, geçirdiği zamanının, verdiği paranın ve onu diğer filmlere tercih ettiği için verdiği kararından dolayı doğru tercih yaptığını göstermeliyiz.
Amigos: Meksika Hazinesi; ilk akla gelen repliklerin yazıldığı, senariste siparişle 1 ayda yazdırılan bir senaryoyla çekilen, rollerine cepten hazır mimiklerle hazırlanan doymuş aktörlerin rol aldığı, yan karakterlerin ekip çok gözüksün diye hikâyeye hizmet etmeden çoğaltılıp serpiştirildiği, üçüncü dakika sonrasında filmin sonunu tahmin ettiğiniz, ben bile daha iyi oynardım dediğiniz karakterlerin yer aldığı, bu filmi daha önce defalarca görmüştüm diyebileceğiniz bir film değil.

 

IMG_5734

8- Son zamanlarda komedi tırmanışa geçti. Komedi filmlerde de küfür ve argo geniş yer tutuyor. Küfür, komedi için gerekli mi?
Evet komedi tırmanışa geçti ama güzel de bir şey oldu. Seyirci kaliteyi ayırt etmeye başladı. Küfür eğer sahneye ve akışa hizmet ediyorsa kullanılmalı. Zaten sahnenin akışından doğal olarak kendiliğinden geliyorsa sıkıntı olmaz. Ama zorlama olursa, yönetmen güldüremediği için küfür koyarsa seyirci gülmüyor ve cezalandırıyor. Seyirci çok zeki artık ve ne olduğunun farkında. Biz sadece gerekli olan yerlerde ve doğal akışta olması gereken yerlerde küfür kullandık ve burada da orijinal bir çözüm bulduk. Filmi seyredince bunu göreceksiniz. Kim bilir belki bu bir akım olur ve bizden sonra da takipçilerimiz olur.

 
9- Geleceğe dair planlarınızdan bahseder misiniz? Komedi ile devam etmeyi mi düşünüyorsunuz?
Ben bir süre boks yaptım ve film çekmeyi boks maçına çok benzetiyorum. Çok yumruk yiyeceksiniz, hem de çok sert yumruklar. Canınızı çok yakacaklar, sürekli yere düşeceksiniz, herkes yerde kalmanızı bekleyecek, vücudunuz bile size ihanet edecek, kalkmak istemeyecek. Hayatınızın en önemli maçına çıkıyorsunuz. Üzgünüm ama yüreğiniz, bileğiniz kuvvetli değilse savaşa girmeyeceksin, film çekmeyeceksin, evinde oturup sıcak köşende filmini seyredeceksin.
Ben işte sinemayı böyle görüyorum, hayatı böyle tasvir ediyorum, böyle anlatıyorum. Bu sadece komedi ile değil başka alanlarda da olacak. Benim asıl iddialı olduğum tür mücadele ve tutku filmleri. Macerayı ve aşkı da anlatmayı seviyorum. Senaryolar hazır. Bakalım… Zaman her şeyi gösterecek. Elbette bizimde göstereceğimiz bir iki numara var üstelik bizim cebimizde fazladan birkaç renkli miskette var. Zamanı gelince… Her şeyin bir zamanı var.

 

10- Oyunculuk ve oyuncu yönetimi hakkında ne söylemek istiyorsunuz?
Bu konuda birkaç şey söylemek istiyorum. Oyunculuk senaryoyla beraber bence bir filmde en önemli iki unsur, hatta en önemlisi.
İstediğiniz kadar pahalı, hızlı, lüks, sağlam, sofisitike arabanız olsun eğer benzini yoksa hareket edemez. Oyuncu iyi oynamazsa, yönetmen iyi oynatamazsa diğer her şey teferruattır, boştur. Türkiye’de şöyle bir sorun var. Herkes ilk şunu soruyor. ‘Kim oynuyor?’ Dağıtımcı, yapımcı, diğer aktörler, Tv’ler herkes… Önemli olan kim olduğu değil, nasıl oynadığı. Çok ünlü olması değil, iyi oynaması önemli. Üstelik bir projede iyi olup diğerinde çakılan birçok oyuncu var. İsim yeterli değil benim için, dizilerde beğenilmesi, seyircinin tanıması, bol sıfırlı paralar alması benim için bir şey ifade etmiyor. Türkiye’de yönetmenlerin işi çok zor, özellikle ilk filminizi çekiyorsanız.
Ben bu filmi çok tanınmamış tiyatrocularla, işini aşkla, tutkuyla yapan, savaşan, başarıya aç, yıllardır böyle bir fırsat bekleyen insanlarla yaptım ve sonuç muhteşem oldu. Tanınan ve ünlü oyuncularla böyle bir sonuç alamazdım. Çünkü onlar artık doymuş durumda. Bana aç adam lazım, başarıya aç, tutkulu, istekli. Arzulu ve tutkulu adam her zaman başarır. Sanatta da, sporda da, hayatta da bu böyle. İsimler değil, takımlar kazanır. Maç istatistiklerle değil, sahada kazanılır.

 
11 – Güncel Kültür Sanat okurları ve bu röportaj ile sizi ilk kez tanıyacak olanlara söylemek istediğiniz bir şeyler var mı?
Hayatta her zaman ‘iyi ki yapmışım’lar her zaman ‘keşke’lerden fazla olmalıdır. Bu benim temel manifestolarımdan biridir. Bu film, sadece bir film değil, tek bir kişinin filmi değil. Benim, tüm ekibimizin ve dostlarımızın bir savaşı ve mücadelesi. Onların yardımı ve cesareti olmadan asla başaramazdık. Biz bu savaşı vermek ve inandığımız bir şeyi yapmak için yola çıktık. Söyleyecek bir sözümüz var. Seyircinin de bir seçeneği var.
11 Ağustos günü sinema salonunun önüne geldiğinde Amigos sürpriz hazine sandığının içinde ne olduğunu merak edip bu maceraya ortak olmak veya afişinin yanından yavaşça süzülerek gitmek. Biz kıyıdan biraz uzaklaşacağız eğer seyircide bu maceraya bizimle beraber katılmak istiyorsa onları bekliyoruz.

 

Röportaj: Emre Türegün

Yorum yapmak için tıklayın

Yorum yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Çok Okunanlar

Türkiye'nin en zengin içerikli Kültür Sanat portalı.

Tüm haberlerimizi Cinemaximum Sinemalarında ücretsiz dağıtılan dergimiz ile de takip edebilirsiniz.

Copyright © 2016 Kültür Sanat. Türkiye'nin en eğlenceli Kültür Sanat dergisi.

YUKARI