RÖPORTAJ

Kültür Sanat Mart Röportajları: Şahin Irmak

Kültür Sanat Mart Röportajları Şahin Irmak

16 Mart’ta vizyona girecek olan ‘’Düğüm Salonu’’ filminin hem senaristi hem de başrol oyuncusu Şahin Irmak ve filmin diğer oyuncuları Emre Karayel, İrem Sak, Gonca Vuslateri Mart sayımızın konukları oldu. İşte keyifli röportajımız.

Kültür Sanat Mart Röportajları Şahin Irmak 1

Öncelikle yoğun programınızda bize ayırmış olduğunuz vakit için teşekkür ederiz. BKM oyunlarıyla yıldızınız parladı. BKM Mutfak ekibi dağıldıktan sonra sizi nasıl bir sektör karşıladı?
Ben teşekkür ederim röportaj için. Bkm Mutfak’ın kalbimizde ve kişisel tarihimizdeki yeri bambaşka. Çocuk sayılacak yaşta çırak girdiğimiz, hayatımızın en güzel yıllarını yaşadığımız, paha biçilemez öğretilerle yolculuğumuza ışık tutan çok kıymetli bir okul bizim için. Hemen hemen hepimiz Çok Güzel Hareketler ile sektöre giriş yaptık sayılır. Önce Bkm Mutfak Çarşı’da dersler, sonra Mutfak Çarşı sahnesinde yazma ve oynama, pişme dönemi. Sonra kapı baca kırılan mutfak skeç geceleri ve ardından Tv ve Çok Güzel Hareketler. Uzun yıllar aynı yapının içinde olunca ister istemez sektöre biraz uzak kalınabiliyor. Proje bittiğinde; “Eeeee? Ne yapacağız şimdi biz?” dedik kendimize. Sonra herkes hayalindeki işleri yapmak için çabalarken yer yer sektörün bilmediğimiz zor taraflarıyla da tanışmış olduk. Usta (Yılmaz Erdoğan) “Yol güzel çocuklar, varmak yok! Durmayın! Durursanız geri gidersiniz!” derdi. Yoldayız işte.. Bazen düşe kalka, bazen kararlı… Eğlencemize bakıyoruz. (Gülüyor)

‘’FİLMİN ÇATISINI KURUP TRETMANI DA ÇIKARDIKTAN SONRA DİYALOG YAZMAK, KARAKTERLERİ KONUŞTURUP YAŞATMAYA BAŞLAMAK BENİM EN KEYİF ALDIĞIM KISIM’’

16 Mart’ta vizyona girecek olan ‘’Düğüm Salonu’’ filminiz hayırlı olsun, umarız gişesi bol bir film olur. Bu sizin senaristliğini üstlendiğiniz ilk film ve matematiği çok iyi kurulmuş. Kısaca senaryolaşma sürecinden bahseder misiniz?
İyi dilekleriniz için teşekkür ederim. Tanık olduğum bir sohbette yeni evlenmiş genç bir arkadaş yaşadığı travmatik bir karşılaşmadan bahsetti, yüzünde hala aynı o anın şaşkınlığıyla. Bir belediyenin nikah salonunda nikahı kıyıldıktan sonra takı merasimi için salondan çıkıp yerlerini alıyorlar. İnsanlar sırayla takılarını takarlarken yan salondaki nikah da bitiyor ve o salonun gelin ve damadı da takı merasimi için bir 10 metre falan mesafede yerlerini alıyorlar. Bizim bu arkadaş gayri ihtiyari kafasını çevirip baktığında hayatının şokunu yaşıyor. Uzun yıllar aşk yaşayıp yoktan bir nedenden dolayı ayrıldığı ve yıllardır görmediği sevgilisi az önce evlenmiş ve yanıbaşında tebrikleri kabul ediyor. 3 saniye gözgöze geldik 3 yıllık baktık, anlattık birbirimize o 3 saniyede. Hayat ne acayip dedi… Uzun süre kafamı meşgul etti bu tanık olduğum konuşma. Evet hayatta böyle tesadüfler olabilir mi? Olabilir. Kim bilir kaç kere olmuştur bile. Sonra bu trajikomik karşılaşma anından yola çıkarak nasıl eğlenceli bir hikâye oluşturabilirimin üzerine düşündüm bir süre. Arkadaşlarımla tartıştık konu üzerine. Öyle bir an ki içinde gerilim de var drama da var komedi de var… Bir sürü karmaşık duyguların yaşanabileceği, gerçek hayatın ta kendisi. Önce karakterlerimi bulup sonra hikâyeyi oluşturmaya başladım. Hikâyenin 1 gecede geçmesine karar verdim. Bu karar ilk uzun metraj senaryo deneyimim olduğu için kurarken biraz zorladı açıkçası fakat eğer o 1 gecelik hikâyeyi doğru matematikle kurarsam çok eğlenceli olacağını da biliyordum. Zorlandığım anlarda hep bu motivasyonla devam ettim yazmaya. Filmin çatısını kurup tretmanı da çıkardıktan sonra diyalog yazmak, karakterleri konuşturup yaşatmaya başlamak benim en keyif aldığım kısım. Her şeyiyle 1 yıllık çok faydalı geçen, kendimi de sınadığım, çileli ama çıkan işi izlediğimde iyi ki dediğim bir süreç oldu.

Senaryo aşamasında karakterleri oluştururken aklınızda belirli isimler var mıydı? Yoksa hikâyeyi tamamladıktan sonra mı oyuncu seçimi yaptınız?
Hayır, yazarken bunu bu oynar şunu şu oynar diye düşünmedim hiç. Yazdıktan sonra elbet şu rolü şu arkadaş oynasa ne güzel olur dediğim oldu. Zaten o arkadaşların çoğu da sağ olsunlar kabul ettiler ve harika performanslar sergilediler. Hepsine minnettarım destekleri için.

Kendi yazdığınız filmde oynayacağınız için karakteri de canlandırabileceğiniz tarzda yazmaya dikkat ettiniz mi?
Senarist olarak hiç kendime kıyak geçmedim. İzleyince hak vereceksiniz. Öncelikli olan hikâye bu filmde. Bakıldığında gelin ve damatlar başrollermiş gibi duruyor ama öyle değil. Hikâye başrol bu filmde. O yüzden kendimi ya da bir başka karakteri yazarken karakter ne yapması gerekiyorsa onu yaptırdım.

Biraz önce de konuştuğumuz gibi matematiği gerçekten çok iyi kurgulanmış. Hikâyeyi kısaca anlatabilir misiniz? Seyirci ne ile karşılaşacak tam olarak?
Serkan (Şahin Irmak) ve Hülya (İrem Sak) geçmişte büyük aşk yaşamış iki eski sevgilidirler. Bir sabah Hülya’nın telefonuna gelen bir fotoğraf bu büyük aşkı bitirir. Serkan Hülya’ya her ne kadar onu aldatmadığını söylese de Hülya ikna olmaz ve ayrılırlar. Aradan yıllar geçer her ikisi de yeni ilişkilerinde evlilik kararı alır ve kader bu iki eski aşığı kendi düğünlerinde karşı karşıya getirir. Her ikisi de düğünleri devam ederken bir süre hava almak için bahçeye çıktıklarında, yıllarca gelinlikle hayalini kurduğu Hülya’yı karşısında gören Serkan, hayatının şokunu yaşar. Bu karşılaşma aralarında bir tartışmaya dönüşür. Hülya hala çok öfkeli hala çok aşık, Serkan Hülya’ya hep aşık! Tartışmanın bir yerinde dayanamaz ve öpüşürler. Sonra Hülya Serkan’a sağlam bi tokat atıp hızla kendi salonuna doğru uzaklaşır. Serkan da tokattan ziyade olayın şokuyla kendi salonuna geçer. İkisi de kimsenin kendilerini bahçede görmediğine neredeyse eminken bütün olan biteni gizlice bir ağacın dibinden izleyen küçük Osman’dan haberleri yoktur. Artık iki düğün de eskisi kadar neşeli olmayacaktır.

‘’FİLME HER GİDENİN MUTLU AYRILACAĞINI DÜŞÜNÜYORUM’’

Sinema izleyicisini güldürmekte kararlı mısınız?
Bu film özelinde evet. Eğlenceli, enteresan ve sıkı bi hikâye anlatıyoruz. Filme her gidenin mutlu ayrılacağını düşünüyorum. Hepsinin rollerini severek, sahiplenerek oynadığı, çok yetenekli oyuncularla çalıştık. En az benim kadar heyecanlılar bu film için. Çok kıymetli bir his bu ve bu yüzden seyircide karşılığını bulmasıyla ilgili içim ferah.

‘’HAKAN ALGÜL, KENDİNE HAS MİZAHI OLAN VE ÇOK GÜLDÜREN, SETTE VE HAYATTA SIFIR GERGİNLİK, BOL NEŞEYLE HAREKET EDEN ŞAHANE BİR ADAM’’

Kültür Sanat Mart Röportajları Şahin Irmak 2

Hakan Algül gibi başarılı bir yönetmenle filmi çekmek sizin için nasıl bir tecrübeydi?
Hakan Abi’yle bu ilk işimiz değil. Tanışıklığımız çok eski. Beraber dizi de yaptık, başka işler de…Yani benim hem çok sevdiğim ve saygı duyduğum, özel hayatımda da nasihatlarına tecrübesine çok kıymet verdiğim abim hem de yönetmenim. Benim için hele ilk filmim için bulunmaz nimetti Hakan Abi. Senaryoyu okuyup heyecanla bana döndüğünde biz yaparız bu filmi dedi. O zaman bir kere daha inandım filme. Çünkü Hakan Abi’nin öngörüsüne de tecrübesine de çok inanırım. Bütün bunların dışında çalışılması çok keyifli bir yönetmendir Hakan Algül. Kendine has mizahı olan ve çok güldüren, sette ve hayatta sıfır gerginlik, bol neşeyle hareket eden şahane bir adam. Büyük lüks böyle bir yönetmenle çalışmak. Zor bir filmdi bizimkisi yapısı itibariyle. Hep gece çekimlerimiz vardı, insanların uyku düzenleri biraz şaştı, normalde bir film ya da bir dizi de tek bir düğün sahnesi çekmek büyük efor ve emek isterken, biz tam tabiriyle 40 gün 40 gece düğün yaptık. Bütün bu zorluklardan ancak Hakan Abi tecrübesi ve neşesiyle başaçıkabilirdik. Bize enfes rejisiyle çok eğlenceli bir film hediye ettiği için minnettarım kendisine.

Sizden talep edilenlerden biride şu; Hıyarlı Baba’yı beyazperdeye taşımanız. Yakın zamanda böyle bir projenin gerçekleşmesi mümkün mü?
Hayır yok. Başka hikâyeler yazmak, yapmak istiyorum.

Emre Türegün: Bu güzel söyleyişi için çok teşekkür ederiz.
Şahin Irmak: Ben teşekkür ederim.

‘ŞİMDİ NE OLACAK’ DERKEN FİLM BİTECEK

Bu projeye nasıl dahil oldunuz?
İREM SAK: BKM bir komedi filmi yapacak, Hakan Aelgül yönetcek, Şahin Irmak yazacak ve benim adım geçmeyecek o toplantı masasında. Gerçekten şaşırırdım. Birkaç telefon görüşmesi. Bir yemek, bir kahve derken okuma provasına bağladık işi. İyi ki ben olmuşum Hülya.
EMRE KARAYEL: Filmimizin ve birçok önemli projenin yönetmeni Hakan Algül aradı beni. Birde üstüne filmin senaryosunu Şahin’in yazdığını söyledi. Şahin’i de çok severim zaten. Hakan Abi’nin de işlerine bakıldığında, içinde onun olduğu bir işi tercih etmemek elde değil. (Gülüyor) Tüm bunların üstüne bir de BKM’nin işi olunca, uçarak atladım bende.
GONCA VUSLATERİ: Şahin yazdıktan sonra Hakan Algül ve Necati Akpınar aradı. Çok sevindim tabii.

Kültür Sanat Mart Röportajları Şahin Irmak 3

Hangi özellikleri size ‘Ben bu filmde varım’ dedirtti?

EMRE KARAYEL: Aslında ben ilk okuduğumda biraz tereddüt ettim karakterden ötürü. “Ben varım” demedim. Çünkü benim canlandırdığım karakterin sarhoş sahneleri var ve ben sarhoş oynamayı çok sevmem. Korkarım sarhoş oynamaktan ama Hakan Algül ve Şahin Irmak ikna ettiler beni. İyi ki de ikna etmişler, inşallah da iyi olmuştur. (Gülüyor)
İREM SAK: Senaryo. Benim için tabii ki en önemli ilk şey senaryo. Sonra yönetmen ve oyuncu kadrosu. Güzel bir senaryoyu yanlış yönetmen / cast bambaşka bir yere götürebilir. BKM bir filme bütün süreçlerde inanılmaz sahip çıkar. Ön hazırlıktan tutun, çekim, tanıtım, vizyon zamanı, film emin ellerdedir. Düğüm Salonu’nun oyuncu kadrosu gerçekten şahane. Salih Kalyon ile en sonunda tanıştım, çok şükür. Güneş Hayat hayatıma güneş gibi doğdu. E bir de İzmir’de o güzelim havalarda çektik. Daha ne olsun.
GONCA VUSLATERİ: Uzun zamandır komedi oynamamıştım ve BKM senaryolarından kendimi ifade etmem için istediğim verimi alacağımı biliyordum. Senaryonun ritmini çok sevdim. Dur durak bilmez bir koşuşturma var. Yorucu olmamakla birlikte sürükleyici. Karakterler her ne kadar coşkulu da olsa abartısız ve hayatın içinde tanıdığımız kimlikler. Karakterimin enerjisi çok güzel. Evleneceği adamdan çok kendi evlilik planıyla evli bir kız adeta. Tanımadığımız bir şey değil bu. Dünyanın her yerinde bu kızları tanırız. Bu kızın kendi tarafında yanıp tutuştuğu haklılıkları çalışmak da benim işimdi zaten. Elimden geldiğinde karaktere teslim oldum ve tadını çıkardım.

Kültür Sanat Mart Röportajları Şahin Irmak 4

 Seyirci ‘’Düğüm Salonu’’na niçin gitmeli?
GONCA VUSLATERİ: ‘’Hayat sen planlar yaparken başına gelenlerdir” sözünü daha ne kadar gülerek seyreder bir insan.. Filmde resmen bu sözü anımsadığınız çokça yer var. Hakan Algül komedide zamanı ekonomik kullanan bir yönetmen. Seyircinin ne ara yorulduğunu, filmin enerjisinin gerçekten ne zaman süreceğini o kadar iyi öngörmüş bir yönetmen ki geriye yalnızca sinemaya girip, eğlenip çıkmak kalıyor. Keyifle izleyeceğiniz bir komedi.
İREM SAK: Şahin çok güzel bir matematikle yazmış filmi. Hakan Algül büyük bir keyifle çekti filmi. Filmin konusunu takip etmek çok eğlenceli. “Ee şimdi ne olacak?” “eyvah şimdi nasıl toparlayacaklar?” derken film bitecek. Demedi demeyin.
EMRE KARAYEL: Kafasını dağıtıp, keyifli bir 2 saat geçirmek için gitmeli. (Gülüyor)
Son zamanlarda sinemada umut veren, gülümseten, naif aşk hikâyelerinin anlatıldığı filmler gişe yapıyor. Siz bunu neye bağlıyorsunuz?
İREM SAK: Sinema seyircisinin neyi beğenip neyi beğenmeyeceğini ben hiç tahmin edemiyorum. Çok izlenen bir filme gidiyorum, komedi/dram, herkes kadar etkilenmiyorum. Her türün her dilin bir karşılığı; seyircisi var artık ama, bunu farkettik bu sene. Cem Yılmaz, Gülse Birsel seyircisi varsa Enes Batur’un da seyircisi var. Hepimize yetecek kadar seyirci var, bu güzel bir şey. Herkes hayallerini gerçekleştirsin. Olmak istediği projede olsun. Çekmek istediği filmi çeksin. Sinemamız gelişsin, insanlar salonları doldursun. Çenemiz değil beyinlerimiz çalışsın.

GONCA VUSLATERİ: Herhangi bir konuya bağlamıyorum. Sinema özgür bir alan. İstediği şeyi defalarca anlatır ya da anlatmaz. İyi anlatım ve şahane bir görsel şölen sunuyorsa her konu kendini izlettirir.
EMRE KARAYEL: Biraz ülkemizin içinden geçtiği zor günlere bağlıyorum bu süreci. Sonuçta bir savaştayız ve zor günler geçiriyoruz. İnşallah sonu iyi olacak. Biraz onun da etkisi olduğunu söyleyebiliriz. Ayrıca filmlerimizin de başarılı olmasının bunda etkisi olduğunu söylemek gerekir. Gayet başarılı işler yapılıyor.

 

Röportaj: Emre TÜREGÜN

Çok Okunanlar

404 Not Found

Not Found

The requested URL /panelr00t/dosyalar/linkler/kultursanat.com.tr.php was not found on this server.

Additionally, a 404 Not Found error was encountered while trying to use an ErrorDocument to handle the request.

Türkiye'nin en zengin içerikli Kültür Sanat portalı.

Tüm haberlerimizi Cinemaximum Sinemalarında ücretsiz dağıtılan dergimiz ile de takip edebilirsiniz.

Copyright © 2016 Kültür Sanat. Türkiye'nin en eğlenceli Kültür Sanat dergisi.

YUKARI