RÖPORTAJ

Kültür Sanat Şubat Röportajları: Demet Akbağ

Kültür Sanat Şubat Röportajları Demet Akbağ

Komedi ve drama filmlerinin en çok tercih edilen kadın oyuncusu Demet Akbağ ile 23 Şubat’ta vizyona girecek olan ‘’Görevimiz Tatil’’ filmine ve yaşamına dair keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

Öncelikle yoğun programınızda bize ayırdığınız vakit için teşekkür ederiz. 23 Şubat’ta vizyona girecek olan ‘’Görevimiz Tatil’’ filminin başrolündesiniz. Senaryoyu okuduğunuzda sizi içine çeken şey ne oldu?

Bu proje ortada bir senaryo yokken gelişen bir proje. Bu nedenle senaryoyu okuduğumda Türkan Mutlu ile tanışıyorduk zaten… Murat Şeker, benimle bir film yapmak istediğini söyledikten sonra ara ara buluşup sohbet ettik. Şeker ailesi ve Ali ( Tanrıverdi) yüksek enerjileri ve mizaha bakış açıları ile beni yazacakları bir hikâyede oynamaya ikna ettiler. Sonra hayal ettikleri hikâyeyi anlattılar. Hikâyenin gidişatını birlikte sohbet ede ede geliştirdik. Son draft’a gelene kadar da her okumada, yeni bir bakış açısı getirdik. Benim söylediğim her şeyi senaryonun diyaloglarına, üzerine çok daha fazlasını koyarak ekleyip geliştirdiler. Keyifli bir aile komedisi olsun istiyorduk, sanırım oldu da…

Biraz anlatır mısınız filmi, oynadığınız karakteri… Nasıl hazırlandınız Türkan’a?
“Türkan”, klişe bir hayat sarmalına girdiğini fark etmeden uzun yıllar yaşamış bir ev kadını. “Fedakar ve titiz Türk anne modeli”… Temizlik için özel formülleri var. Sadece evi değil, evin camlarının açıldığı sokağı da temiz tutmak derdi var mesela… biraz abartmış. Ama aslında, asıl derdi, ailesiyle fiziken yan yana olmalarına rağmen, günlük hayatın içinde birbirlerini anlamıyor, dinlemiyor olmaları. Bir gün buna kendi bile fark etmeden “dur” diyor ve macera başlıyor.

Kültür Sanat Şubat Röportajları Demet Akbağ 1

‘’FİLMİN FİNALİNDEKİ SÜRPRİZLİ BÖLÜMÜ ÇEKERKEN GERÇEKTEN HEYECANLANDIK HEPİMİZ’’

Çekimler sırasında muhakkak renkli sahneler yaşamışsınızdır. İlk aklınıza geleni paylaşmak ister misiniz?
Film genel olarak rengârenk aslında… Birgi’nin tablo gibi doğası ve doğal dokusu içinde tatil yapar gibi film çektik… Karavan sahnelerimiz eğlenceliydi. Filmin finalindeki sürprizli bölümü çekerken gerçekten heyecanlandık hepimiz. “Türkan”ın ev hanımlığından, ülke çapında bir kahramana dönüşmesi bence filmin en heyecan verici bölümüydü. Tüm set ekibinin de heyecanı ve enerjisi o sahnelere de yansıdı.

Zafer Algöz nasıl bir partner?
Zafer benim eski arkadaşım. Hiç birlikte oynamamıştık. Karşınızdaki oyuncuyla bir denge tutturunca işiniz her zaman daha kolaylaşır ve karaktere dair ufak detaylar işi daha eğlenceli hale getirir.

Herkesin hayal edebileceği kadar fazla, farklı karakter canlandırdınız. Bu durum size ne hissettiriyor?
Bazen artık oynayacağım bir şey kalmadı mı acaba? Diye korkmama neden oluyor! Ama dünya üzerinde milyarlarca insan var. Hala oynamaktan heyecan duyacağım karakterler vardır elbette. Başkaları olmayı sevdiğim için oyuncu olduğumu yıllardır söylüyorum, daha olacağım çok kadın hatta belki erkek vardır. Kim bilir ne hikâyeler var daha anlatılmayı bekleyen…

Bugüne kadar oynadığınız karakterlerin hepsinin sizdeki yeri ayrıdır fakat kendinizi en yakın hissettiğiniz hangisiydi?

Böyle bir ayırım çok zor. Hepsinin farklı bir tarafına vurulduğum, o kişi olmayı merak ettiğim için oynadım. Bir karakterin 7 yaşından 77 yaşına kadar 2,5 saat içinde canlandırdığım “Sen Hiç Ateşböceği Gördün Mü”nün “Gülseren”i, oyunculuk açısından çok heyecan vericidir. Bir de 4 sezon oynayınca, tanıdığın biri haline geliyor bazı karakterler. “Lütfiye Çıtır”, hala çat kapı gelecek gibi mesela… “Neredesin Firuze”nin “Firuze”si hüzünlü biri, onu dinlemek istiyor insan. “Hükümet Kadın”ların “Xate”si, gerçek bir kadın da olduğu için daha iyi bildiğim biri gibi. Sermiyan (Midyat), bana önce babaannesinin hikâyesini anlatmış, sonra “bunu oynarım dersen senaryosunu yazacağım” demişti. Gerçekten o hikâyeyi birinin yaşadığını bilmek rolü hem zor hem daha heyecanlı hale getiriyor. “Eyyvah Eyvah”ların “Firuzan”ını da özlüyorum bazen, “bir yerde şarkı söylüyorsa gidelim” demek geliyor insanın içinden… “Kış Uykusu”nun “Necla”sının hayata dair bilgi dolu “hüznü” ile, “Vizontele”lerin “Siti Ana”sının, basit hayat bilgisine rağmen yaşadığı “hüzün” tanıdık gibi… Hepsi, benim bir yerlerde, bir kadında görüp aldığım şeyler sanırım. Sonra senaryodaki kadına giydiriyorum o kaydettiğim bilgileri…

Kültür Sanat Şubat Röportajları Demet Akbağ 2

Oynadığınız filmlerin pek çoğunda ayakları yere sağlam basan, güçlü kadınları canlandırıyorsunuz. Size göre güçlü kadın kavramının tanımı nedir?

“Cesur kadın”dır… “Cesur insan”dır… Kadın olmaktan önce kendini insan olarak tanımlayıp, insan olarak neler yapabileceğini bilmek, hayatın getirdiklerinden korkmadan, elinden gelenin en iyisini yapmaya cesaret etmektir sanırım…

‘’KARAKTERİN VE HİKAYENİN BENİ HEYECANLANDIRMASI GEREKİYOR’’

Size gelen tekliflerde senaryoyu okurken en çok neye dikkat edersiniz? Sınırlarınız var mıdır?
Sınırım, beni heyecanlandırma… karakterin ve hikâyenin beni heyecanlandırması gerekiyor. Sadece kendi rolüme değil, hikâyenin bütününe bakarım. Seyirci bunu neden izlesin derim, o cevap karar vermemi sağlar.

Sizi en çok sinema projeleri ile görüyoruz. Tiyatro ya da dizi projeleri nasıl gidiyor? Sürpriz çalışmaların içerisinde görebilir miyiz sizi yakın zamanda?
Tiyatroya fark etmeden uzun bir ara verdim, zaman gerçekten çok hızlı akıyor. Ara uzadıkça da, insan daha kararsız oluyor galiba. Tiyatro en büyük aşk, ondan vazgeçmek mümkün değil oyuncu olarak. Ama bazen zamanı gelmemiş oluyor demek ki. Yıllardır sürekli oyun okuyorum, arkadaşlarımla pek çok proje de konuşuyoruz ama şu ya da bu nedenle hayata geçiremedim bir tanesini. Özellikle yapmıyor değilim, ama denk gelmedi diyelim. Çok istiyorum yeniden bir oyunla sahnede olmayı.

Dizi projesi ise neredeyse hiç gelmediği için diyebilirim. Belli bir olgunluğa erişince doğal olarak, seçme hakkını daha çok kullanıyor insan bu meslekte, herhalde dizi yapımcıları da ya seçmezse diye düşünüyorlar.

Kültür Sanat Şubat Röportajları Demet Akbağ 3

Mesleğinizin en sevdiğiniz ve en tahammül edemediğiniz noktaları neler?
Başkaları olmak, başka hayatları deneyimlemek çok keyifli. Ama bu aynı zamanda en zor kısmı sanırım. Bir de bir hikâyeye karar verme aşaması çok gergin bir durum. Acaba hislerim doğru mu diye sorgularken insan kendini epey yıpratıyor. Genç kuşak için “hayatımı rahat yaşayamıyorum” durumu da var sanırım biraz bizim meslekte. Ama ben bunu, çok fazla insanın sevgisini hissetmek olarak görüyor ve seviyorum.

Çalışmadığınız bir günü nasıl değerlendiriyorsunuz?
Erken kalkarım çoğunlukla. Günlük gazeteleri okumak, ardından evle ilgilenmek, oğlumun okul işleri varsa gitmek ile gün geçiyor zaten. Her hafta mutlaka birkaç günüm, yeni projelerle ilgili buluşmalar, toplantılarla dolu oluyor. Anneme gidip onunla vakit geçiriyorum. Eşim daha çok Çeşme’de yaşıyor iş nedeniyle. Eğer oğlumun programı çok doluysa ben de hafta sonları Çeşme’ye gidiyorum. Katılacak galalar, izlenecek oyunlar, okunacak senaryolara bazen yetişemediğim oluyor. Arkadaşlarımla buluşmayı, hatta seyahat programları yapmayı da seviyorum. Gün nasıl bitiyor bilemiyorum ben de çoğu İstanbullu gibi.

 

Röportaj: Umut Duran

Çok Okunanlar

404 Not Found

Not Found

The requested URL /panelr00t/dosyalar/linkler/kultursanat.com.tr.php was not found on this server.

Additionally, a 404 Not Found error was encountered while trying to use an ErrorDocument to handle the request.

Türkiye'nin en zengin içerikli Kültür Sanat portalı.

Tüm haberlerimizi Cinemaximum Sinemalarında ücretsiz dağıtılan dergimiz ile de takip edebilirsiniz.

Copyright © 2016 Kültür Sanat. Türkiye'nin en eğlenceli Kültür Sanat dergisi.

YUKARI