TİYATRO

John Keating’i Unutma!

John Keating'i Unutma!

Dead Poets Society/Ölü Ozanlar Derneği filminin tiyatro uyarlaması, kanayan yaraya parmak basıyor ve eğitimde özgür düşüncenin önemini vurguluyor.

Sinema tarihinin en sevilen filmlerinden birisidir Dead Poets Society/Ölü Ozanlar Derneği. Robin Williams’ın hayat verdiği İngilizce öğretmeni John Keating’i ve onun ‘carpe diem’ yani anı yaşa mottosunu unutmak mümkün değil. 1989’da gösterime giren ve En İyi Özgün Senaryo Oscarı kazanan filmin senaryosu Tom Schulman’a aitti. Schulman, kendi öğrencilik anılarından ilham alarak yazmış senaryoyu. N. H. Kleinbaum da Schulman’ın tekrar tekrar yazdığı senaryosunun versiyonlarını romanlaştırdı ve filmle aynı adı taşıyan roman, filmin gösterime girdiği dönemde yayımlandı. Ölü Ozanlar Derneği bu romandan, Gökçe Biçer tarafından oyunlaştırıldı.

John Keating'i Unutma! 1

Ölü Ozanlar Derneği, kariyerleri aileleri tarafından belirlenmiş bir grup yatılı okul öğrencisinin değişimlerini anlatır. Hocaları tarafından sınırlarının dışına çıkmamaları öğütlenen, itaat esasıyla yetiştirilen öğrencilerin hayatı, yeni İngilizce öğretmeni John Keating’in gelişiyle bambaşka bir yöne evrilir. Bay Keating onlara baskıya karşı direnmeyi, özgür düşünmeyi, hayata farklı bakabilmeyi, sürüdeki koyun olmamayı, başkalarının kendilerine biçtiği hayatı değil, kendi istedikleri hayatı yaşamayı öğütler. Ve öğrenciler yavaş yavaş köhnemiş kurallara meydan okumaya başlar.

 
Sınav stresi yaşayıp eğitim sistemindeki her değişiklikle ne olacağını anlamaya çalışan bizler için Ölü Ozanlar Derneği, daha farklı bir anlam içeriyor aslında. Bir yandan ülkemizdeki sürekli değişen eğitim sistemine karşın oyundaki oturmuş ve yıllanmış eğitim sistemine şaşırıp bir yandan da farklı ve özgür düşünceyi savunan Bay Keating’e hayran olmamak elde değil. Öyle ya da böyle oyun, evrensel ve yerel eğitim tarzları hakkında ciddi ciddi kafa yormaya teşvik ediyor seyirciyi.

 
Ölü Ozanlar Derneği filminin hayranı olarak oyunu izleyenler için ikisi arasında ayırt edici bir farklılık olmadığı göze çarpıyor. Aslına sadık bir uyarlama izliyor seyirci. Sadece bazı bölümler, filmdekinden daha hızlı ilerliyor. En çok da, hikâyenin başlıca vurucu ve dramatik bölümü olan intihar kısmı ve o ünlü finali, hızlandırılmış hissiyatı yaratıyor.

 
Her daim seyircinin gözünün önünde Robin Williams bedeninde hayat bulmuş Bay Keating olunca, oyunda bu karakteri canlandıran oyuncunun omuzlarına çok daha fazla sorumluluk yükleniyor. Bu oyun ilk sahnelendiğinde Bay Keating’i usta oyuncu Can Gürzap canlandırıyordu. Yeni sezonda ise aynı zamanda oyunun yönetmeni olan Hakan Altıner’in performansını izliyoruz Bay Keating’te. Ona eşlik eden genç oyuncu kadrosu ise Can Türkdoğan ve Alev Sezer başta olmak üzere gayet enerjik ve başarılı. Elvis Presley’den Simon and Garfunkel’e, dönemin meşhur şarkıları, oyunun duygusunu artırmakta.

 
Klasik bir tiyatro yorumlaması olan oyun, büyük bir yenilik vaat etmiyor. Ancak güncel sorunlarımızı hatırlatması açısından önem taşıyor. Teog’un aniden kaldırıldığı ve yerine ne geleceğinin henüz netleşmediği, ders konularının sürekli değiştirildiği, uluslararası PISA testi sonuçlarına göre bilim, matematik ve okumada Türkiye’deki öğrencilerin 72 ülkenin arasında 50. sırada yer aldığı eğitim sistemimiz için, yıllar öncesinden gelen bu özgür düşünce çağrısına kulak vermek elzem.

John Keating'i Unutma!

Yazan: Müjde Işıl

Çok Okunanlar

Türkiye'nin en zengin içerikli Kültür Sanat portalı.

Tüm haberlerimizi Cinemaximum Sinemalarında ücretsiz dağıtılan dergimiz ile de takip edebilirsiniz.

Copyright © 2016 Kültür Sanat. Türkiye'nin en eğlenceli Kültür Sanat dergisi.

YUKARI