RÖPORTAJ

Kanlı Komedya ”Caligula” Oyuncularıyla Buluştuk

Kanlı Komedya ''Caligula'' Oyuncuları Röportajı

Sezonun en çarpıcı oyunlarından Kanlı Komedya Caligula’yı konuşmak üzere oyunun yönetmeni Ragıp Yavuz, oyuncular Ahmet Saraçoğlu, Levend Öktem, Ecem Üstündağ ve Pınar Coşkun ile birlikteyiz.

Bulgar oyun yazarı Stefan Tsanev’in yazdığı “Kanlı Komedya (Caligula)’yı sahnelemek istemenizdeki sebepler nelerdir?

Ragıp Yavuz: Çok uzun zamandır tiyatroyu, “sokağın sahnede yeniden üretilmesi” olarak tanımlarım. Ve hem tiyatroya, hem de elimdeki yapıta böyle bir pencereden baktığım ve “Kanlı Komedya”yı kendi ülkemin sokaklarında yaşanır gördüğüm için bu oyunu seçtim ve sahneledim. Roma’da bir zamanlar, toplumsal ve ekonomik durumu ne olursa olsun bir diğerine karşı eşit sayılan yurttaşların, düzenli aralıklarla seçtiği yöneticilerle siyasal denetimi elinde tuttuğu bir yönetim ve devlet biçimi varmış. Buna, Cumhuriyet ve Demokrasi deniyormuş. Ama zaman içinde, “seçilmiş”ler güç ve yetki alanlarını genişletmişler. Demokrasi ve Cumhuriyet yok olmuş ve devleti, baskıcı uygulama ve yöntemlerle “İmparator”lar yönetir hale gelmiş. Yazarımız, oyun boyunca Roma yurttaşlarının Cumhuriyet ve Demokrasi’yi geri getirmek için hiçbir adım atmadığı saptamasını yapıyor. Ama bunu yaparken, salondaki seyirciyi Romalılar’la özdeşleştiren bir anlatıma da yöneliyor. Onları eleştiriyor. Ben de, yazarın izleğinden gitmekte tereddüt etmedim ve oyunu yorumlarken, tarihte yaşanan bu gerçekliğe karşı, “Peki ya şimdi?”, “peki ya bizim ülkemizde?” gibi sorulara yanıt aramaya çalıştım.

Oyunun orjinal metninden farklı olarak ne gibi dramatürjik değişiklikler yaptınız? Mesela Caligula’nın atının, at kuyruklu kadın dansçı ile sahnede hayat bulması orijinal metindeki gibi mi yoksa sizin yorumunuz mu?

Ragıp Yavuz: Oyunun dramaturji serüveni çok uzun ve ayrıntılı. Ama dediğim gibi, tiyatro bir “yeniden” üretim. Kuşkusuz bu “yeniden”i hayata geçirirken yazarın oyunda aktarmak istediği söylem zedelenmemeli. Ama aktarım biçimi olarak, yaratıcılığın sınırlarını zorlamak ve oyunu seyredilir kılmak için seyirciye ait ve anlaşılır hale getirmek de bir zorunluluk. “At” (İncitatus), oyunda yalnızca iki kez karşımıza çıkan bir görsel efekt kullanımıydı orijinal metinde. Oysa anlatıma güç katacak, oyunun sert ve didaktik yapısını dönüştürecek bir “figür” olarak da değerlendirilebilir diye düşündüm ve işinin ehli bir dansçı meslektaşım ve koreografımla sahneye taşımayı seçtim. Bence karşılığını da buldu. Diğer yandan “Mnester” rolü de, dilsiz ve erkek eşcinsel bir pandomim sanatçısı olarak yazılmıştı. Yazarın bu yaklaşımını da, hem aktarımda yaratıcılığı, hem anlaşılırlık ve seyirciyle kurulması çok önemli “aidiyet” ve hem de daha geniş bir söyleme ulaşma anlamında kısıtlayıcı buldum. Benim “Mnester”im, dilsiz ve trans birey bir tragedya sanatçısı. Ayrıca, orjinal metinde yer alan ve büyük bir algı güçlüğü yaratan yüzlerce Latince isim, sözcük ve tanımlamadan da oyunu temizledim. Elbette bunların tümü yazarın ve çevirmenin izni ile yapıldı.

Kanlı Komedya ''Caligula'' Oyuncuları Röportajı 1

Caligula oyununda rolünüz teklif edildiğinde neler hissettiniz? Ne gibi araştırma ve role hazırlık çalışmaları yaptınız?
Ahmet Saraçoğlu: Caligula rolü teklif edildiğinde yaz tatilinde ailemle birlikteydim. Şaşırdım ve çok mutlu oldum. Sonra da çok heyecanlandım ve o gece hemen oyunu okudum. Çok beğendim ve hemen Ragıp ağabeyi aradım. Oyun ve prova süreci hakkında konuştuk. Şevket’le konuştum. Çünkü kendisi okuldan arkadaşım ve onun açtığı Baba Sahne’de bu oyunun dünya prömiyerini yapmak… Bu benim için çok gurur verici. Sonrasında da prova başlayana kadar Caligula hakkında ne bulduysam okudum, izledim, araştırdım, hayal ettim vs.. Prova Sürecinde ise yönetmenimiz Ragıp Yavuz her zaman ki gibi öyle donanımlı ve hazırlıklı geldi ki gerisi benim için kendimi rolüme ve yönetmenime teslim edip prova yapmakla geçti. Bu benim için yeni ve zorlu bir süreçti. Ama çok keyifliydi. Öyle de devam ediyor.

Ecem Üstündağ: Profesyonel anlamda ilk sahne deneyimim öncelikle onu söyleyeyim. Şevket abi ve Ragıp abi eksik olmasınlar sen “Mnester” olacaksın dediklerinde eş zamanlı tarifsiz mutluluk ve tarifli endişe yaşadım. Ön hazırlık süreci teksti elime almamla başladı. Karakter, Ragıp Yavuz’un yorumunda trans birey. İç enerjisini, vücut dilini ve ritmini bulmak prova sürecinde şekillendi. Çok keyifli bir ekibiz, kimin neye, ne zaman ihtiyacı varsa hep bir alışveriş halindeydik.

Levend Öktem: Metni okuduğumda tam da bugün oynanacak bir oyun diyerek çok heyecanlandım ve bir çocuk gibi sevindim. Hemen Kaptan’ı (yönetmenim, Ragıp Yavuz’u) aradım. “Ne güzel değil mi? Oynanacak ne çok şey var.” dedim, “tiyatro için bir dolu malzeme”. Kaptan güldü… Yazar, kumaşı bol tutmuştu. Kaptanın işi zordu. Bu konuşmamızdan bir, ya da bir buçuk ay sonra ilk provamıza girdik. Kaptan her zamanki gülümsemesiyle kalın bir dramaturgi dosyası ve titizlikle hazırlanmış (dört defa elden geçirilmiş) yeni metni bizlere verdi ve provaya başladık. O, dersine iyi çalışmıştı, şimdi sıra hepimizdeydi. Hummalı bir çalışma başladı. Bu arada Kaptan, bir gün yine muzipçe gülümseyerek, bana “On İki Sezar” adlı Latinceden çevrilmiş kalın bir kitap uzattı. (Rolüme daha iyi hazırlanayım diye, sağ olsun.) Arada sırada da “Nasıl gidiyor kitap?” diye soruyordu. Ben de, “iyi” deyip geçiştiriyordum, çünkü gerçekten okunması zor bir eserdi, hala okuyorum diyebilirim. Kitaptan bizim oyunla ilgili kişileri okuyup bitirdiğimde “Okumamın bir kısmı bitti” dedim. O da beni kutlayarak kitabı bana armağan etti. Aslında benim geçirdiğim evreleri o, reji dosyalarını hazırlarken geçirmişti. Günümüz distopyasında bu kadar bunalırken “Cladius” rolünü oynamak, Kaptan ve diğer tayfalarla birlikte biraz sağlıklı nefes almak, biraz da direnmekti benim için. Biz, oyunumuzu severek çalıştık. Sanırım seyircide de karşılığını buluyoruz.

Kanlı Komedya ''Caligula'' Oyuncuları Röportajı 2

Canlandırdığınız karakterin iç dünyasında neler yaşanıyor? Canlandırdığınız karakter hakkında sizin düşünceleriniz, hisleriniz nelerdir?

Ahmet Saraçoğlu: Neler yaşanmıyor ki, demek daha doğru olur. Fırtınalar kopuyor içinde. Karakter değil figür canladırıyoruz biz bu oyunda, ama Caligula çok zeki, deha ve deli arasında duran, ruh hali olarak çok uçlarda yaşayan, ama müthiş etkileyici bir düşünce tarzına sahip, şok edici bir figür. Çok yüksek bir enerjiyle yaşıyor. Ondan etkilenmemek mümkün değil.

Pınar Coşkun: M.S. 41 yılında Roma İmparatorluğu döneminden bahsediyoruz, ama bugün bile oyunumuzdaki gibi baskı, korku, sansür öğeleri halkı daha da sindirmek için tüm dünyada farklı boyutlarda baş gösteriyor. Oyunda Caligula üzerinden söylenen her sözü diretmeden, karşı koymadan kabullenen tek figür “İncitatus”, yani bir at. Sahibine bağlı ve bağımlı, fazlasıyla korumacı olan İncitatus, iyi – kötü, doğru – yanlış ayrımının farkında olmadan sonuna kadar Caligula’nın emrinde. İncitatus aşk gibi tutkulu diğer tüm duygulara da sahip olduğu için sonu da sadakatinden geliyor. Caligula üzerinden şekillenerek sustuğumuz yada göz yumduğumuz durumları beden dili kullanarak sorgulattığını düşünüyorum.

Kanlı Komedya ''Caligula'' Oyuncuları Röportajı 3

Caligula bir cümlesinde: “Ben Roma halkının özgürlüğü sevmesi için çabaladım ama istemiyorlar” diyerek kendini ifade ediyor. Bunun gibi birçok ifadesinde özgürlüğü, demokrasiyi vurguluyor. Sizce Caligula için, halkın özgürlüğü sevmesi niye çok önemli? Cladius’un dediği gibi, halk zaten vahşete alışık ve cumhuriyeti, özgürlüğü bilmiyor. Buna rağmen Caligula neden halkın farkındalığa varması ve özgürlüğü seçmesi sonucu öldürülmek konusunda ısrarcı?

Ragıp Yavuz: Ahmet’in de söylediği gibi, Caligula birçok anlamda “uç”larda yaşayan bir İmparator. Yazar onun bu yönünü değerlendirerek kurgusal bir öykü yaratmış oyununda. Yoksa, tarihte hiçbir diktatörün, halkının demokrasi ve cumhuriyete sahip çıkmasını sağlamak için kendinden nefret edilmesini sağlamak, hatta kendini öldürtmek gibi bir yönelimi olmamıştır, olamaz… Diğer yandan, diktatörler bütün diktatörler “güç” bağımlısıdır ve gücün baskı ve zulümle ifade edilmesi her zaman için daha netice alıcıdır. Bunun için de, gücün sınanacağı “düşman” gerekir diktatörlere. Düşmanı olmayan bir diktatör, diktatör değildir çünkü. Halkın mutlu-mesut yaşadığı bir toplumda diktatörlükten söz edilebilir mi? Bu anlamda Caligula, aslında halkının özgürlük sevdasını körüklemeyi değil, kendi gücünün sınırlarını test etmeyi amaçlayan bir tarihsel figür oyunda ve kendini öldürtmeyi başararak gücünün doruğuna ulaştığını düşünüyor… Adı Sezar olsun, Führer olsun, ister darbeyle gelsin, ister seçimle, işte böylesi tehlikeli yaratıklardır tüm diktatörler tarih boyunca…

Derya Bilgingil: Kultursanat.com.tr adına ve kendi adıma bu etkileyici oyunu sahnelediğiniz, bizimle röportaj yaptığınız için çok teşekkür ediyoruz.

Röportaj: Derya BİLGİNGİL

Çok Okunanlar

404 Not Found

Not Found

The requested URL /panelr00t/dosyalar/linkler/kultursanat.com.tr.php was not found on this server.

Additionally, a 404 Not Found error was encountered while trying to use an ErrorDocument to handle the request.

Türkiye'nin en zengin içerikli Kültür Sanat portalı.

Tüm haberlerimizi Cinemaximum Sinemalarında ücretsiz dağıtılan dergimiz ile de takip edebilirsiniz.

Copyright © 2016 Kültür Sanat. Türkiye'nin en eğlenceli Kültür Sanat dergisi.

YUKARI