RÖPORTAJ

Kültür Sanat Haziran Röportajları: Sevinç Erbulak

SEVİNÇ ERBULAK GÖRSEL

Haziran sayımızda ki konuğumuz, İstanbul Şehir Tiyatroları oyuncularından Sevinç Erbulak. Kendisiyle gerçekleştirdiğimiz keyifli sohbetimiz.

 

SEVİNÇ ERBULAK GÖRSEL 1

1) Sezonun komedi türünde en iddialı oyunlarından Behiç Ak’ın yazdığı, Tiyatro Evi tarafından sahnelenen ‘’Ayrılık’’ oyununda sahne alıyorsunuz. Teksti ilk okuduğunuzda hem canlandırdığınız karakter hem de oyun ile ilgili neler hissettiniz? Canlandırdığınız karakteri henüz izlememiş olanlar için biraz anlatır mısınız?

 
Çoklu soru (Gülüyor). Teksti ilk okumadan önce Fırat telefonda: “Behiç Ak’ın Ayrılık oyununu oynayalım mı?” dediğinde kendimi çok mutlu hissettiğimi hatırlıyorum. Çünkü oyunun metnini tabii ki şu gün oynadığım gibi bilmiyordum ama seyrettiğim için daha önce ve okuduğum bir metin olduğu için ağzımda bir tadı kalmıştı. “O çok tatlı bir oyundu, değil mi?” dediğimi hatırlıyorum. Okurken gözümün önüne sadece Fırat geldi, çok güldüm, Fırat’a telefon açtım : “Fırat çok eğlendim. Bu adamı sen çok güzel oynarsın. Çok gördüm seni oyunda” dedim. “Peki kendini gördün mü?” dedi Fırat da bana. Tabii ki evet ama daha çok Fırat dediğim gibi. Sonra çok lezzetli ve araştırma dolu provalara başladık. Giderek rol kişilerinden Fırat ve Sevinç olarak uzaklaştık. Genelde izlememiş olanlara hiçbir şey söylemiyorum oyun ile ilgili. Çünkü hem gelip görmelerini, Fırat’ın deyimi ile “lütfetmelerini” istiyoruz. Her zamankinden çok daha fazla ihtiyacımız var seyirciye. Sadece tiyatro seyircisine değil, resim galerilerine, koleksiyonerlere, klasik müzik sevenlere, insanların evden sokaklara çıkmalarına ihtiyacımız var. Onun için oyun ile ilgili çok az ipucu veriyorum. Oyunumuz çok tatlı bir oyun. Gelip, kendi geçmişlerini ve kendi kaçınılmaz olan geleceklerini seyretsinler.

 
2) “Ayrılık” adının aksine izleyicinin gülmekten yanaklarını ağrıtan, son derece pozitif ve keyifli bir oyun. Turne devam ederken seyirci ilgisinden memnun muydunuz? Nasıl geri dönüşümler alıyordunuz?

 
Çok çok memnunuz. Turne bir oyunun kalbi. Çünkü yaşadığınız şehirdeki nabzı zaten biliyorsunuz. Yaşadığınız şehirdeki yolları, sorunları, keyif anlarınızı, sizi üzen ya da mutlu eden şeyleri biliyorsunuz ama daha önce gittiğiniz bile olsa, yaşamadığınız, daha ballı kaymaklısı hiç gitmediğiniz bir şehre gittiğiniz zaman birincisi keşif işten önce. Hatay, Adana, Samandağ, İzmir, çok seviyorum ben İzmir’i, fahri bir İzmirliyim… Turnelerde oyuna olan ilgi çok yoğun ve çok tatlı. Turneler bana bir kere daha yaşadığım ülkenin ne kadar güzel bir ülke olduğunu, yaşadığım ülkedeki insanların ne kadar paylaşımcı, ne kadar renk renk insanlar olduğunu gösteriyor. Çok da enteresan bir günde yapıyoruz bu sohbeti, ne zaman yayınlanacağını bilmiyoruz ama bugün enteresan işte. Dolayısı ile ben tepkilerden çok memnunum ve uzun bir süre oynamayı düşünüyoruz. Tek bir seyirci geldiği güne kadar oynayacağız herhalde.

 
3) İkili ilişkilerde ayrılık konusuna sizin bakışınız nasıl? Bezelye ve Marul’u bir arada tutan ve iten sebepler nelerdir sizce?

 
Ben bunun bir tane cevabı olduğuna ya da benim söylediğim şeyin doğru bir cevap olduğuna inanmıyorum. Bu göreceli bir şey ve “bence”sini söyleyebilirim ancak. Bu “bence”de de her yaptığım röportajda farklı bir cevap veririm. Hayatta her şeyin bittiğini düşünüyorum ömür gibi, yaşam gibi döngü. Ömür bitiyorsa aşkın, tutkunun, sevginin bitmemesine imkan yok. Diyorlar ya aşktan şuna dönüyor, buna dönüyor diye, çok sanmıyorum. Şöyle olabilir, tabii ki aşktan bir şeylere dönüyor, şekil ve renk değiştiriyor ama uzun soluklu, sağlıklı ilişkilerin sürmesinin önemli nedenlerinden biri sadakat olabilir. Hislerimizin bizi böyle güdülemesi gerektiğini düşünüyorum, buna inanıyorum. İlişki biçimlerime sadık biriyimdir, sadece erkek arkadaş, karşı cins ilişkileri olarak değil, ilişki severim, ilişkinin kendisini sahiplenmeyi ve onu korumayı severim. Dolayısı ile dürüstlüğü, sadakati çok önemsiyorum.

 
4) 2002 yılında “Gözünü Kırpma, Düşerim” adlı kitabınız çıkmıştı. Yazma ile ilgili yeni çalışmalarınız var mı? Mesela tiyatro oyunu yazmayı düşünüyor musunuz?

 
Öyle bir yeteneğim yok. Yazmanın çok zor olduğunu düşünüyorum, artı tiyatro oyunu yazmak yani. Şu an hiç böyle bir düşüncem yok. Ama hayatta yazmam falan da demiyorum çünkü onu da hayat öğretti ama böyle bir hayalim yok. Denemiştim çünkü ve çok kötü olmuştu. “Anlıklar” isminde bir çalışmam var iki sene önce, bir yaz boyunca yazdığım. Duruyor. Ona dönüp bakmak durumunda hissediyorum kendimi. Çünkü başka birinin yazdığı bir şey kadar uzak bana şu anda. Var öyle bir hayalim. Hayalimi gerçekleştirmek isteyen bir yayınevi de var. Basılacağını bilme duygusu bana başka bir şey yaptırdı. Ben yazarken öyle yazmıyorum, o iyi bir his değilmiş. Yani birinin okuyacağını bilerek yazmakla kendine yazmak arasındaki başka bir gezegenmiş. Dolayısı ile biraz bekleyecek şu anda gibi geliyor. Hiç acelesi yok zaten. Hiç de basılmayabilir, yarın da basılabilir.

 
5) Müstahak tiyatro gazetesinde yaptığınız röportajlarda konuklarınıza bir soru soruyorsunuz: “Hayali yemek sofranızda kimler olurdu?” Ben de benzer bir soru sormak istiyorum size. Hayali bir tiyatro oyunu yazdınız ve yöneteceksiniz. Oyunun adı ve türü nedir? Sahnede kimler olacak?

 
Bir tiyatro oyunu yazabileceğime hiç inanmayan bir yerden bu fantastik soruya fantastik, gerçeküstü cevabımı veriyorum. Çünkü ben böyle soruları çok severim. Hem yazıp hem yönetiyorsam aklımı kaçırmış olmam lazım. Onun için umarım bunu yapmıyorumdur. Ya sadece yazmışımdır ya da biri yazmıştır ve ben uçmuşumdur onun metnine, sadece yönetiyorumdur. Öbür türlü metne de hakimim, yönetmenim de, çok yorarım ekibi. Hiç onu yapmayayım bir kere. Oynamasını istediğim oyuncular var. Sevil Akı olsun isterdim büyük hayranlık duyduğum bir meslektaşım, Yiğit Sertdemir, Alican Yücesoy, Serkan Keskin, Esra Bezen Bilgin, Özlem Zeynep Dinsel ve Zeynep Ekin Öner oynasın isterdim. Bu arada bunlar ilk aklıma gelenler ama daha var. Çok kalabalık oyun, otuz kişilik falan olabilirdi, rollerden rollere giriyor olabilirlerdi çünkü saydığım isimler de öyle isimler. Ben çok yönetmek istemiyorum galiba, ben sadece yazmış olayım, birlikte yönetelim. Çünkü bu tayfa aynı zamanda çok güzel oyun da yönetebilir. Adını hiç bilmiyorum ne olurdu ama muhtemelen umutlu bir isim olmasını isterdim böyle bir şey bile anlatsak. Herhalde böyle bir şey denerdik bu ekiple.

 
6) Hayali sorulardan bir tane daha sormak istiyorum. Biyografik bir roman yazacaksınız. Kimin hayatını yazmak isterdiniz?

 
Anneannemin hayatını yazmak isterdim. Bence çok ilginç bir hayatı olmuş. Annemi daha geç doğuruyor, annemi aldırmaya giderken dayım kapıya geliyor. Anneannemin annesinin de, yani kadın hikâyeleri yazmak isterdim. Muhtemelen kendi köklerimin üç kadınını, mesela anneannemin annesi, anneannem ve annemin biyografisini, üçlü biyografi yazmak isterdim. Bu kadınların üçüne de çok büyük hayranlık duyuyorum. Ama bildiğimiz biri Chaplin mesela, bir sevgilimdir, Oscar Wilde bir sevgilimdir ama her halde onların sekiz bin üç yüz tane biyografisi vardır. Ben bu üç kadının biyografisini yazmak isterdim.

 
7) Eğitim ile ilgili çalışmalarınızdan, atölyenizden bahseder misiniz? Neler yapıyorsunuz eğitim alanında?

 
Bizim bir okulumuz vardı, hala var. Sadece şu anda benim için bir isim ortaklığı bile değil, benzerliği var. Erbulak Oyunculuk ve Yazarlık Evi’ni açmıştık üç sene önce. Ben iki sene içinde sahne uygulaması eğitmenliği yaptım çok büyük bir keyifle. Sonra anlayışlardan ötürü bizim yollarımız ayrıldı. Çünkü ben on sekiz senedir devam ediyorum zaten, yeni başladığım bir şey değildi. Şimdi devam ediyorlar ablam, eşi ve ablamın oğlu. Müjdat Gezen Sanat Merkezi’ne devam ediyorum. Benim mezun olduğum okul. Yaklaşık on sekiz senedir orada ders veriyorum. Yüz seksen sene yaşarsam yüz seksen sene daha ders vermeye devam edeceğim bir yer. Orası beni çok besliyor ve çok değiştiriyor. Benim sürecim böyle gelişti mesela Erbulak Oyunculuk ve Yazarlık Evi’nde. MSM’de şöyle çok mutluyum, “öyle olması gerekiyor” diye düşündüğüm bir şey oluyor orada. Bu arada bizim okul biraz daha kurs mahiyetinde idi. Benim ders verdiğim MSM’de dersler, meslek seçimini bu yönde seçmiş öğrencilere verilen derslerden oluşuyor. Dolayısı ile başka türlü bir yürek koyuyorsunuz. Çünkü oyuncu olma isteği ile gelmiş çocuklar, onlar onun deniz yıldızları yani. Çok mutluyum orada eğitmenlik yaptığım için. Bir de hayatıma üç senedir Şehir Tiyatrosu’nun Darülbedayi Atölyesi girdi. Çok benzer bir mutluluğu da orada yaşıyorum. Başka meslek gruplarından ve yaşları otuz ile altmış arasında değişen insanların geldiği bir farkındalık atölyesi. Sabah derse, sevgiliye gider gibi gidiyorum.

 
8) Sadece usta bir tiyatro sanatçısı değil, aynı zamanda iyi bir tiyatro izleyicisisiniz. Bu sezon izlediğiniz ve en çok etkilendiğiniz ya da keyif aldığınız oyun hangisidir?

 
İvan İvanoviç Var Mıydı Yok Muydu? Tiyatroadam. Seyrettim ve çok beğendim. Gülünç Karanlık’ı ben geçen sene seyrettim ama o aslında sezonun oyunu olarak geçiyor. O oyun ile organik bağım şöyle oldu, çok sevdiğim insanlar oynuyor içinde. Gülünç Karanlık ödül alıyor ya da ödüle aday oluyor, ben aday olmuşum gibi eve öyle giriyorum. Sanki ben onların provalarındaydım, bütün sıkıntılarını çektim, bütün kahkahalarına ortaktım, oynuyordum, sürekli gidip gidip heykelcik kucaklıyorum gibi. Çok çok sevdiğim bir oyun oldu metni ile de, yazarı ile de, yönetmeni ile de, takım oyunculuğuyla da. İvan’da tam bir takım oyunu. Şatonun Altındakiler diye bir oyun seyrettim. O da iki kişi olmasına rağmen tam bir takım oyunu. Çok oyun seyretmedim bu arada. Afife’de jürilik yaparken yüzleri, yüz onları falan buluyordu bazı sezonlar. İki gecede bir tiyatro seyretmek gibi bir şey idi. Bu sene öyle bir şey uygulamadım, bilerek uygulamadım. Seçerek gittim. ‘Kel Şarkıcı’ Taşra Kabare’nin, Nergis ve Cemal’in. Harika idi. Heyecanlandığım oyun şimdi Günay Karacaoğlu’nun, Murat İpek’in yazdığı Babasahne’de ki oyunu çok merak ediyorum. İlk aklıma gelenler bunlar. Biraz oyun izlememe detoksu yapmışım, onu fark ettim. İyi olmuş, biraz kendime zaman ayırmışım.
Güncel Kültür Sanat Dergisi ekibi adına, bize değerli zamanınızı ayırıp sorularımıza içten, samimi cevaplar verdiğiniz için çok teşekkür ediyorum.

Röportajın tamamını videolu hali ile izleyebilirsiniz.

 

Röportaj: DERYA BİLGİNGİL

Çok Okunanlar

Türkiye'nin en zengin içerikli Kültür Sanat portalı.

Tüm haberlerimizi Cinemaximum Sinemalarında ücretsiz dağıtılan dergimiz ile de takip edebilirsiniz.

Copyright © 2016 Kültür Sanat. Türkiye'nin en eğlenceli Kültür Sanat dergisi.

YUKARI