Uncategorized

Ateşle kumun dansı: Cam sanatı

can sanatı

Cam sanatı dendi adına ve tüm püf noktalarıyla aktarıldı; dededen toruna, dünden yarına…

Taşı kuma, kumu cama çevirdi insanoğlu. İşin zanaat kısmı bitmişti. Sahne hayal gücünündü artık. Bu kolay şekil alan, sert ama bir o kadar da kırılgan madde estetikle birleşmeli, göz alıcı güzelliğiyle hayatımızın pek çok noktasına güzellik katmalıydı. Cam sanatı dendi adına ve tüm püf noktalarıyla aktarıldı; dededen toruna, dünden yarına…

Rivayet odur ki cam, Finikeli denizciler tarafından tesadüfen bulunmuştur. Denizciler vardıkları bir uzak kıyıda kamp kurar, ateş yakar ve yükleri olan soda bloklarını yerleştirirler ateşin yanına. Sabahleyin ise küller arasında şeffaf, parlak parçalar bulurlar. Ve kum ile sodanın ateşte pişip yeni bir madde oluşturduğunu anlarlar. Bu tesadüfen bulunan maddeyi öyle benimser ki insanoğlu, cam yapımı hızla Mısır’dan Mezopotamya’ya, ardından da tüm dünyaya yayılır.

Kumun ateşle 1300-1500 derecelerde bambaşka bir forma kavuşmasının tarihi, bu topraklarda çok eskilere dayanır ancak gerçek anlamda bir sanata dönüşmesi Anadolu Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine rastlar. Ustalardan çıraklara geçer “camın sırrı”… Cam ustaları, “püf noktası”nı öğretirler çıraklarına… Ateşin kalbinden boş bir çubukla alınan cama, çatlatmadan usulca üfleyebilmektedir, ustalık. Bu nefesle ruh verilir cama ve istenilen şekil verildikten sonra soğumaya bırakılır. Osmanlı’da cam sanatı öyle ileri noktalara varmıştır ki, bu dönemde üretilen Beykoz camlarının ünü Arap Yarımadası’ndan Avrupa’ya dek yayılmıştır. Beykoz camlarının güzelliğinin, zarafetinin sırrı bugün dahi çözülememiştir. Anadolu cam sanatında o denli ileri gitmiştir ki bugün evlerimizi süsleyen ve artık ustası olmadığı için üretilmeyen çeşmibülbül, bugünün teknolojisiyle dahi yapılamamaktadır. Osmanlı döneminde özellikle İstanbul’da; Eğrikapı, Eyüp, Balat, Ayvansaray, Bakırköy, Beykoz, Paşabahçe, Çubuklu ve İncirköy’deki cam atölyeleri, bugün dahi eşine az rastlanır güzellikte eserler ortaya koymuş, cam işlemeyi zanaattan çıkarıp sanata dönüştürmüşlerdir.

Hata kabul etmeyen bir sanat

Geçmişten bugüne, ustadan çırağa aktarılmıştır cam sanatı. Kullanılan teknikler de hemen hemen aynıdır. Bu incelikli sanat, uygulama alanı olarak ikiye ayrılır; camın şeklen işlenmesi ve cam eşyanın üzerine boya ve desen nakşedilmesi. Camın şeklen işlenmesinde en yaygın kullanılan teknik kalıplamadır. Bu yöntemde sıvı haldeki cam, önceden hazırlanan kalıba dökülür ve donduktan sonra kalıptan ayrılır. Fırınlama süresi camın kalınlığına göre değişir. Bazen 1-2 haftayı bulduğu dahi olur. Cam soğuduktan sonra kalıp kırılarak cam heykel temizlenir ve dış yüzeyine parlatma işlemi uygulanarak son şekli verilir. Diğerine göre daha zor olan, daha çok ustalık gerektiren üfleme tekniğinde ise “pipo” denilen içi boş boru ile eriyik, sıvı halde bulunan cama üflenir ve istenilen şekil verilir. Dikkat ve sabır isteyen bir sanat dalıdır. Cam üflemek zordur. Zira yalnızca cama nasıl üfleyeceğini bilmek yetmez. El kıvraklığının da iyi olması gerekir. Cam ile uğraşırken en ufak dikkatsizlik verilen tüm emeğin boşa gitmesine sebep olabilir. Cam hiçbir zaman alevden uzaklaştırılmamalı, her noktanın aynı değerde ısınması için sürekli hareket ettirilmelidir. Kısa süreli bir uzaklaştırma dahi ani ısı kaybına dolayısıyla camın çatlamasına neden olabilir. Cam sanatı, hata kabul etmeyen bir sanattır.

Ve zarafet güzellikle buluştu…

Cam üfleme tekniği, cama farklı şekil, motif ve desenler verilmesine, eşsiz güzellikteki eserlerin ortaya çıkmasına olanak tanır. Bu yöntemle bardak, vazo, sürahi gibi kullanım amaçlı ürünlerin yanı sıra orijinal vazolar, biblolar, aydınlatma lambaları ve hediyelik eşyalar da üretilmektedir. Cam üretildikten sonra üzerine “vitray” işlemi uygulanır. Camın boyandığı veya üzerine desen işlendiği vitray işlemi esasında, kırık camların desen oluşturacak şekilde birleştirilmesidir ancak bu yöntem oldukça zor olduğundan günümüzde pek tercih edilmemektedir. Cam boyaları ile kontur vermek ve süsleme yapmak hem daha kolay hem de daha hızlı bir yöntemdir. Geçmişten bugüne cam, yalnızca gündelik eşya veya dekorasyon eşyası yapımında kullanılmamış takı üretiminde de en çok tercih edilen malzemelerden biri olmuştur. Cam boncuk yapımının 3 bin yıllık bir geçmişi vardır. Bugün üretilen cam boncuklarla tarih boyunca üretilenler arasında yapıları ve kullanıldıkları yerler bakımından hemen hiç fark yoktur. Cam böylece tüm kırılganlığı ve zarafetiyle binlerce yıldır yalnızca evlere değil, kadınların da güzelliğine güzellik katmıştır.

Yazan: Şengül Durucu

Çok Okunanlar

404 Not Found

Not Found

The requested URL /panelr00t/dosyalar/linkler/kultursanat.com.tr.php was not found on this server.

Additionally, a 404 Not Found error was encountered while trying to use an ErrorDocument to handle the request.

Türkiye'nin en zengin içerikli Kültür Sanat portalı.

Tüm haberlerimizi Cinemaximum Sinemalarında ücretsiz dağıtılan dergimiz ile de takip edebilirsiniz.

Copyright © 2016 Kültür Sanat. Türkiye'nin en eğlenceli Kültür Sanat dergisi.

YUKARI