Sergi

Dirimart Candida Höfer’in Türkiye’deki İlk Kişisel Sergisine Ev Sahipliği Yapıyor

Dirimart, Candida Höfer’in Türkiye’deki ilk kişisel sergisine ev sahipliği yapıyor.

Dirimart’ın Nişantaşı ve Dolapdere mekânlarına yayılan sergi, sanatçının kariyerine damgasını vuran büyük ölçekli iç mekân fotoğraflarının yanı sıra, mimari detaylara odaklanan soyut fotoğrafları ile kariyerinin ilk yıllarında ürettiği Almanya’daki Türkler ve Türkiye’deki Türkler serilerinden fotoğrafları bir araya getiriyor. Geçmişte pek çok dünya şehrinde sergilenmiş olan bu seriler İstanbullu sanatseverlerle ilk defa buluşuyor.

Dirimart Dolapdere’de Höfer’in kırk yıl boyunca çektiği kütüphane, müze, sergi mekânı, bekleme salonu, konser salonu, banka arşiv odası gibi kamuya açık veya hususi binaların iç mekânlarına ait fotoğraflardan bir seçki görülebilir. Sanatçının tipik modernist kesinlik duygusunu ve ayrıntıcı tavrını yansıtan bu büyük boyutlu mekân temsillerinde coğrafi referanslar da önemli yer tutar. Her ne kadar bozulmamış ihtişamı yansıtan bu fotoğraflarda mekânların fiziksel varlığı ön planda olsa da sosyokültürel çağrışımlar ile mimari ve mekânın insan üzerindeki etkileri önem taşır. Bu etki ilginç bir şekilde çoğu zaman insan unsurunun fotoğrafa dahil edilmemesiyle yaratılır; yakalanması güç bir teknik mükemmeliyetin damgasını vurduğu bu yapıtlarda insan, varlığını, mekânın bilinmeyen yaratıcısı olarak hissettirir. İlk yıllarında insanları yaşadıkları sosyal, kültürel ortamlarda çeken Höfer, yıllar içinde “dikkat dağıtan bir unsur” olarak insanı fotoğraflarından çıkarıp ona o mekânların yaratıcısı olarak neredeyse “ilahi” bir anlam atfeder. Sanatçının geldiği, toplumsal, kamusal işlevlerin fotoğrafta sınırlandırıldığı soyut kavramsal noktada bu tavır tam da mekânı görünür kılar. Höfer bu yaklaşımıyla ilgili şunları söyler: “Elbette bu mekânların insanlar tarafından kullanılması ilgimi çekiyor, ancak bunu göstermek için insanları fotoğraflama ihtiyacı duymuyorum. Mekânların zamanla nasıl değiştiğini, mekâna yerleştirilen unsurların bu değişimi nasıl etkilediğini ve nesnelerin birbirleriyle nasıl etkileşime girdiğini göstermeyi seviyorum.”

Dolapdere’de sergilenen, sanatçının 2014–18 yılları arasında ürettiği keskin, minimalist, soyut fotoğrafları tekil, küçük mimari ayrıntılara farklı bir odakla bakar. Nesne, renk ve ışığın ontolojisine odaklanan, beklenmedik açılardan çekilmiş bu yakın plan soyut kompozisyonlarda sanatçı, mimari unsurları farklı bir şekilde düzenleyerek onları bambaşka görünümlere sokar, neredeyse tanınmaz hale getirir. İmajlar onun kamerasında heykel gibi işlenerek kâğıtsı, pürüzsüz, saf bir nitelik kazanır.

Dirimart Nişantaşı’nda sergilenen Almanya’daki Türkler ve Türkiye’deki Türkler serileriyse sanatçının 1972–79 yılları arasında ürettiği ve insan unsuruna yer verdiği nadir yapıtları arasında yer alır. Almanya’daki ve Türkiye’deki Türkiyeli insan topluluklarını odağına alan bu fotoğraflar, Höfer’in insanın mekânla fiziksel ve sosyal etkileşimine duyduğu ilgiyi gözler önüne serer. Sanatçı bu fotoğraflarda insanları, birey veya topluluk halinde, kültürel bağlamlarında, kafe, park gibi gündelik hayatlarını sürdürdükleri sosyal ortamlarında betimlemiştir. 1970’lerde Almanya’da yaşayan Türkiyeli göçmenlerin, egemen Alman kültürü içinde bir yandan görünmez olup bir yanda nasıl belirdiklerine dair sahici, neşeli, sarsıcı, vakur görüntülerdir bunlar. Bu fotoğraflar, anaakım Alman akademisinde ve medyasında göçmen işçilerin, özellikle Türkiyelilerin sessizleştirildiği, yok sayıldığı veya basmakalıp yargılarla tasvir edildiği bir dönemde sanatçının öne sürdüğü alternatif bir sanatsal temsil biçimini yansıtır.

Dirimart Nişantaşı’nda sergilenen, sanatçının kariyerinin erken dönemlerinden itibaren sergilerinde yer verdiği projeksiyon çalışmaları hareketli ve statik; fiziksel olan ve olmayan arasındaki denge arayışına işarettir. Projeksiyonla yansıtılan görüntüler sanatçının deyimiyle, fotoğrafın aksine, “sergide duvara asılı olan statik görüntülerin oluşturduğu ağırlığı dengeleyici konumdadır. Projeksiyon, imajların dizilimini kontrol etse de asla tam olarak izleyicinin algısını etkilemez.” Dirimart Nişantaşı’nda yer alan projeksiyonlardan biri, sanatçının Almanya’daki Türkler serisinden, Köln, Hamburg ve Berlin’deki Türkiyeli göçmenleri gündelik hayatlarından sahnelerde gösteren bir dizi fotoğraftan oluşuyor. Bu seriden kimi fotoğraflar, siyah-beyaz baskılar halinde galerinin duvarlarında yer alarak bu sahnelerin altını çizercesine karşımıza çıkıyor. İkinci projeksiyon ise sanatçının, kendi arabayla Türkiye’de yaşamı görüntülemek üzere çıktığı seyahat sırasında çeşitli şehirlerde çektiği gündelik hayata ait fotoğraflardan oluşuyor.

Adres: Irmak Cad 1-9, 34440 İstanbul

You may also like