Röportajlar

Kültür Sanat 2018 Röportajları: Cezmi Baskın

Kendisini ‘’Bizimkiler’’ dizisi ile tanıdığımız, Türk sinemasının tecrübeli oyuncusu Cezmi Baskın, konuğumuz oldu. Komedinin dramdan daha zor olduğunu ifade eden Baskın ile oyunculuk üzerine keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.

1997 – 2002 yılları arasında rol aldığınız efsane dizi ‘’Bizimkiler’’ de Ressam Sıtkı rolü ile izleyiciler size tanımaya başlamış olsa da siz diziden önce de tiyatro, sinema ve yönetmenliği bir arada götürüyordunuz. Oyunculuğa ilk adımı ne zaman attınız, kısaca bahseder misiniz?

Bakırköylüyüz ve orada bir halkevimiz vardı. Bir sürü usta oyuncuyu yetiştiren kurum, bizim için de adeta botanik bahçesi oldu. Biz de orada yetiştik. Okul tiyatrosu sonrası Beklan Algan, Ayla Algan’dan tiyatro dersleri aldım. Sonra da Ankara Sanat Tiyatrosu. Bunların hepsi tiyatro ahlakı ve disiplini açısından birbirini tamamladı. Tabii en büyük fırsat öğrendiklerimizi Ankara Sanat Tiyatrosu’nda büyük seyirci kitleleri önünde deneyimlemek oldu.

‘’BUGÜNLERDE YENİ BİR TİYATRO OYUNUNA HAZIRLANIYORUM’’

Bugüne kadar birçok sinema filmi, dizi ve tiyatro oyununda oynadınız. Bu durum size ne hissettiriyor? Hangisi size daha iyi hissettiriyor?

Diziler ekonomik yardım, sinema prestij, tiyatro da hayat biçimim. Tabii ki seyirci ile birebir karşılıklı olma açısından tiyatro en heyecan verici olanı. Örneğin; bugünlerde bir tiyatro oyununa hazırlanıyorum. Bu da beni çok heyecanlandırıyor. En kısa zamanda seyircinin nefesini solumak istiyorum.

‘’KOMEDİ DRAMDAN DAHA ZOR’’

Sizi ağırlıklı olarak aile – komedi dizilerinde görüyoruz. Dizi projelerine nasıl bakıyorsunuz, neye göre seçim yapıyorsunuz?

Ağırlıklı komedi dizilerinde oynamam tamamen tesadüf ve yapımcıların kolaya kaçması ile ilgili. Bir yerde başarılı olduğunuz zaman sizden hep aynı performans bekleniyor. Dizi projelerine bakış açım ise bu durumu eleştirmekle ilgili. Aldığımız eğitim ve yeteneklerimiz her türlü dizide, oyunda oynamamıza olanak sağlamasına rağmen, yapımcılar en başarılı olduğunuz rollerde sizi değerlendiriyorlar. Oysa dramatik rollerin daha kolayca başaracağım roller olduğunu düşünüyorum. Çünkü komedi dramdan daha zor. Deneme ve risk alınmıyor, seçimi biz yapmıyoruz yapımcılar yapıyor.

Unutamadığınız roller, canlandırdığınız sizi etkileyen karakterler hangileri?

Ben oynadığım hiçbir rolü unutmadım. İsim vererek aralarında bir kategori oluşturmak istemiyorum. En çok seyirci toplayan ve ödül aldığım filmler daha öne çıkıyor tabii.

Son dönemde oldukça fazla Türk yapımını beyaz perdede görüyoruz. Sizin beğendiğiniz yapımlar nelerdir? Sinema filmi projeniz var mı?

Burada da bir ayrım yapmak istemiyorum. Çok boşa giden, emek harcandığı halde seyircinin iltifatına mazhar olmamış bir sürü film var. Özellikle bağımsız sinema yapımları sanatsal değerleri yüksek olmasına rağmen bu durumda. Film para kazanamayınca görmezden geliniyor. Değersiz fakat çok seyirci toplayan filmler maalesef baş tacı yapılıyor. Bir sürü sinema projesi var ama bu tür projelerin hayata geçmesi hem ekonomik, hem sosyal nedenlerle duraksıyor. Şuanda da sonucunu beklediğimiz projeler var.

Bu yıl Londra’da ikincisi düzenlenen ‘’Türkçe Tiyatro Festivali’’ gerçekleşti ve sizde bu festivalde söyleşi gerçekleştirdiniz. Bu tür etkinlikleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Çok olumlu değerlendirdiğim kesin. Hem Türk sanatçılarının yurtdışına açılması hem de ülkemizde bir şeyler olduğunu yabancılara fark ettirmenin ülkemiz kültürüne yararına olacağı düşüncesindeyim. Türkiye’yi bir Ortadoğu ülkesi gibi gören Batı dünyası biz de çağdaş sanatla ilgili çalışmaların olduğunu fark ediyor.

Günümüz tiyatrosunu değerlendirecek olursanız neler söylemek istersiniz?

Beş bin yıldır yok olmayan bir sanat dalı olan tiyatro dünyada da sürekli bir değişim içinde. Bunun etkileri Türkiye’de görünüyor. Büyük prodüksiyonlar hariç Türkiye’de alttan gelen bir dip dalgası var. Gençlerin oluşturduğu küçük hacimli tiyatrolarda uygulama alanı buluyor. Bu alanların tiyatronun geleceğinin temel taşlarını oluşturduğu kanısındayım. Bu oyunlar genç seyircinin çok beğendiği ve takip ettiği oyunlar olarak ileriye ışık tutuyor.

Yurt dışında workshoplar düzenlediğinizi biliyoruz. Katılımdan ve ilgiden memnun musunuz? Yakın zamanda tekrardan bu tarz bir çalışmanız olacak mı?

Hem yurt dışında hem yurt içinde bu tür çalışmalar yapıyorum ve yapmaya da devam edeceğim. Katılımlardan nicelik olarak memnunum ama nitelik olarak memnun sayılmam. Sebebi de popüler kültürün eseri olan dizilerde bir sürü genç oyunculuğun temel öğretisinin dışında çabucak ünlü ve zengin olabilmek için dizi oyunculuğuna heves etmiş durumda. Gençlerin fikirlerini değiştirmek zor. Oysa dizi oyunculuğu, sinema oyunculuğu, tiyatro oyunculuğu yoktur oyunculuk vardır. İlk önce oyunculuk öğrenilmelidir. Önümüzdeki günlerde de doğru bildiğim yolda gençlerle çalışmalarım devam edecek.

Genç oyuncuları takip eder misiniz? Bu yolda ilerlemek isteyen ve sektörün içerisinde olan genç oyunculara tavsiyeleriniz nelerdir?

Tabii ki var. Ama oyunculuk hiç bitmeyen ve eğitim isteyen bir meslek. Gençler hatta tecrübeli oyuncular dahi hiç bitmeyen eğitim süreci içinde olmalı. Gençler çok film seyretmeli, çok kitap okumalı -özellikle roman- çok fazla kaliteli müzik dinlemeli. Farklı sanatların takipçileri olmalılar. Ancak böylece bir yarışın içinde olabilirler.

Röportaj: Emre TÜREGÜN

You may also like